Bilim ile Ruhsallığın Buluşması

Bilim ile Ruhsallığın Buluşması

                   

Dr. Jurgen Keil ile Mayıs 2006 'da Antakya 'da gerçekleştirilen araştırma çalışması üzerine gözlemler ve yorumlar:

ÖNCEKİ yaşamlarını hatırlayan çocuklara pek çok ülkede ve kültürde rastlanmaktadır. Tekrardoğuş araştırması alanının öncüsü olan ve önceleri Virginia Üniversitesinin Psikiyatri bölümünün başkanı olan Dr. Ian Stevenson şimdilerde aynı üniversitenin Kişilik İncelemeleri Bölümünün yöneticisidir ve bu alanda gerçekleştirdiği kapsamlı araştırmaları sırasında dünyanın dört bir yanından 3.000`i aşkın vakayı bilimsel açıdan belgelendirmiştir. Dr. Stevenson'un çalışması tekrardoğuş ile ilgili en iyi kanıtları sunmaktadır.

Dr. Stevenson 1964 ile 1976 yılları arasında, tercümanlığını ve yardımcılığını yapan Dr. Reşat Bayer ile birlikte Türkiye'de pek çok vakayı incelemişti. Daha sonra kısa sürelerle Dr. Can Polat ve Ertan Kura tercümanlık görevini üstlendiler.

1988`de Dr. Jurgen Keil onun çalışmasını devraldı ve günümüze dek sürdürdü. Bu yılın Mayıs ayında, Türkiye`nin Hatay bölgesinde bildirilen ve tekrardoğuşu ima eden vakaları - araştırmak için çıkacağı yolculukta Dr. Keil'a eşlik etmek üzere davet edildim. Bu araştırma ile ilgili gözlemlerimi ve yorumlarımı sizlerle paylaşmak istiyorum.

1. Antakya ziyaretimiz sırasında incelenen tüm vakalar Alevi inancına sahip aileler arasındaydı. Bunun nedeni, Alevilerin çoğunun tekrardoğuş doktrinini kabul etmesidir. Buna rağmen ailelerin çoğu ihtiyatlı davranmakta ve kendileriyle alay edilmesi veya inançlarını paylaşmayan diğer dinsel mezhepler arasında tartışma yaratma korkusuyla medyadan kaçınmaktadırlar. Şunu da belirtmeliyim ki, çocukların önceki bedenlenmelerle ilgili iddiaları hayal ürünü olarak görülüp (Batılı kültürlerdekinin aksine) görmezden gelinmese de çocukların hepsi deneyimleri hakkında konuşmaya teşvik edilmemektedir. Bunun bir nedeni, çocuğun çok uzun yaşamayabileceği veya uzun süren bir hastalığa yakalanacağına ilişkin batıl inançtır. Ailelerin tekrardoğuşu ima eden vakaların incelenmesi konusunda tereddüt etmelerinin başka nedenleri de vardır. Bunlar:

* Ekonomik faktörler: Önceki kişilik nispeten rahat maddi koşullar içinde yaşamış olabilir ve aile, bu eşitsizlikten dolayı genellikle rahatsızlık hisseder.

* Dinsel faktörler: Önceki kişilik farklı bir dinsel mezhebin inançlarına sahip olmuş olabilir. Örneğin bir vakada, Alevi bir ailede doğan süje, Şii olduğu bir geçmiş yaşamı hatırlamaya başlayınca aile bu vakayı incelemekte tereddüt edip vazgeçmişti. Aslında, tekrardoğuş vakalarının bireylerin geleneksel ve dinsel inançlarını ne dereceye dek sarstığını görmek ilginçtir.

* Duygusal faktörler: Ana babalar, önceki kişiliğin ana babalarına “tercih edildiklerini” hissettiklerinde bu faktör yüksek oranda etkili olur. Çocuk “gerçek ana babasının” başka bir yerde yaşıyor olduğuna ilişkin iddialarında ısrarcı ise, ana babasının verdiği tepki derin üzüntüden öíkeye dek değişiklik gösterebilir. Kendi çocuklarını önceki kişiliğin ailesine “kaptırma” korkusu çok gerçektir ve bir “kaşık töreni” yapılmaktadır; bu törende bir başkasından alınmış olan bir kaşık çocuğun ağzının üstüne bastırılır ve bunun, çocuğun önceki yaşamı hakkında konuşmasını engelleyeceğine inanılır. (Daha sonraki incelemelerde bu törenin hepsinde olmasa da bazı vakalarda etkili olduğu görülmüştür.)

2. Aile üyelerinin ve/veya akrabaların yeni doğan bir bebeği “gelişi bildiren rüyalar” denilen rüyalara dayanarak teşhis etmeleri çok sık görülmektedir. Bu rüyalarda, “önceki kişiliğin” veya ölen kişinin genellikle anneye veya yakın bir akrabaya tekrar doğacağını önceden bildirdiği anlatılır. İncelenen vakaların yaklaşık yüzde sekseninde bu durumun gerçekleştiği görülmüştür.

3. “Süje”nin doğum lekeleri veya doğum kusurları ölen kişinin (“önceki kişilik”) yaralarına veya başka işaretlerine denk görünmektedir. [Daha çok bilgi edinmek için, Dr. Ian Stevenson'un tekrardoğuşa ilişkin en baskın bilimsel kanıtları ele aldığı Where Reincarnation and Biology Intersect (Tekrardoğuş ve Biyolojinin Kesiştiği Yer) ve iki ciltten oluşan Reincarnation and Biology (Tekrardoğuş ve Biyoloji) adlı kitaplarına başvurmaııızı öneririm.]

Süjeler bu lekeleri veya kusurları sergilemekle kalmayıp bazı vakalarda, travmatik bir deneyimin fiziksel belirtilerini de sergilerler. İncelenen bir vakada, önceki yaşamda ölüme yol açan bir trafik kazasında başından yaralanmış olan bir süje her yıl, yaklaşık olarak kazanın gerçekleştiği tarihlerde şiddetli migren nöbetleri geçirmektedir. Anılar yalnızca zihinde depolanmazlar, hücresel hafıza da bu süreçte rol alır ve bedenin niçin geçmiş bir travmanın fiziksel belirtilerini sergilediği sorusu bu şekilde de açıklanabilir.

Regresyon terapisiyle ilgili kendi tecrübelerime dayanarak söyleyebilirim ki, bazı hastalar geçmiş yaşam anıları harekete geçirildiğinde ölüme yol açan yaraların ve incinmelerin fiziksel acısını ve travmasını yeniden yaşamaktalar ve bu gibi durumlarda, şifanın başlatılabilmesi için beden terapisi de gerekli olmaktadır.

4. “Süje"lerin çogu komşu köylerde, kasabalarda, şehirlerde veya Suriye gibi komşu ülkelerde tekrar doğma eğilimindedirler. İstanbul`da gerçekleştirdiğim geçmiş yaşam regresyonu seanslarında Sünni olup tekrardoğuş doktrinini kabul etmeyen bazı hastaların Suriye'de ve dünyanın başka yerlerinde yaşanmış geçmiş yaşamlara ait anılan tekrar hatırlayabildiklerini gördüın. Bu durum, geçmiş yaşam anılarına yalnızca tekrardoğuş doktrinini kabul eden kültürlerde yaşayan insanların erişebileceği görüşünü geçersiz kılmaktadır.

5. Çocukların çoğu önceki bir yaşam hakkında konuşmaya 2 ile 5 yaş arasında başlamakta ama anıları 7 yaşından sonra silikleşmektedir. Geçmiş yaşamları hatırlayan çocukların en çok kullandıkları cümleler aşağıdaki gibidir:

* “Sen annem/babam değilsin.” (Şu anki ana babasını yabancı gibi gören çocuk için bu durum travmatiktir. Ana babaların çoğu, başlangıçta çocuğun yaşadığı rahatsızlık dönemlerini bildirmişlerdir.)

* “Karım/kocam/çocuklarım var.” (Şimdiki zaman kipiyle konuştuklarına dikkat edin. Bunun nedeni, hangi hayatın gerçek hangisinin gerçek olmadığını ayırt edebilmelerini engelleyen duygularının yoğunluğu ve anılarının canlılığıdır.)

* “Araba kazasında (vs.) öldüm.” (Neredeyse tüm denekler ölüm tarzına ilişkin ayrıntıları verebilmektedirler.)

* “Eskiden... zengindim, bisiklete binerdim, deniz kenarında yaşardım, başka kasabada oturuyordum vs.” (Süjeler önceki yaşamlarının belirli özelliklerini ve alışkanlıklarını da hatırlama eğilimindedirler.)

Birkaç yıl sonra takip incelemesi yapılan vakalar süjelerin çoğunun geçmiş yaşamlarını ya unutmuş ve/veya ilgisini yitirmiş olduğunu açıkça göstermiştir (aileleri de çok rahatlamıştır). Adına X diyeceğim ve Antakya'nın küçük bir köyünden olan bir süje 2 yaşına geldiğinde önceki yaşamı hakkında konuşmaya başlamıştı. Süje X şimdi 27 yaşındadır ve geçmiş yaşamına ilişkin hayli canlı ayrıntıları verebilmektedir. Buna ek olarak, önceki yaşamındaki annesi ve çocuklarıyla bağını kopartmamıştır, onlarla düzenli olarak görüşmektedir. Bu tür bir “çifte yaşam”ın zahmetli olduğu, hele de geçmiş yaşam anılarının uzun süreler boyunca canlı kaldığı durumlarda çok üzücü olabileceği açıktır. Köyün mezarlığındaki mezarını 3 yaşında iken ilk kez nasıl ziyaret ettiğini yirmi dört yıl sonra bile hatırlamaktadır.

“Gerçek” ailesi olduğunu düşündüğü kişilerden “ayrılmaktan” duyduğu derin üzüntüsünü bu kez “farklı bir yoldan yürümeyi” seçmiş olduğuna ilişkin felsefi bir görüşle teskin etmektedir.

6. Çocuklar ayrıca mevcut yaşamlarındaki olaylarla açıklanamayan ama önceki bir yaşam hakkında anlattıklarıyla örtüşen alışılmadık davranışlar / eylemler sergileme eğilimindedirler.

Bunlardan bazıları:

* Farklı bir inanca veya uygulamaya (örneğin, Alevi bir aileye doğan çocuk oralarda yalnızca Sünnilerin yaptığı gibi namaz kılmakta iken önceki yaşamında Ermeni olan bir diğeri ise kendisini Meryem Ana ikonasına yakın hissetmektedir) derin bir ilgi duymak. Diğer örnekler arasında, çok küçük yaşta politika gibi özel konularda veya yabancı bir dilde konuşanlar da vardır.

* Mevcut yaşam tarzlarına uyum sağlamakta güçlük çekmek. Çocukların önceki ailelerinden daha düşük ekonomik koşullar içinde yaşayan bir aileye doğdukları vakalarda, çocuklar genelde bu yeni ve daha az rahat yaşam tarzına uyum sağlamakta zorlanmakta, düşmanca değilse bile öfkeyle davranabilmektedirler. İncelenen vakalar arasında yer alan ve adına Süje Ydiyeceğim böyle bir çocuk ondan daha küçük olan iki erkek kardeşinden kesinlikle farklı bir davranış sergilemektedir. Pahalı eşyalar ve kıyafetler alınmasını talep etmekte ve ana babası fakir olmasına rağmen babasına bir araba alması için ısrar etmektedir. Süje Y bir zamanlar çok zengin olduğunu, bir araba aldığını ve bununla sık sık seyahatlere gittiğini iddia etmektedir. Ayrıca, bu maddi taleplerini karşılayamadıklarında ana babasından “nefret ettiğini” sık sık dile getirmektedir.

* Önceki yaşamdaki yakın aile üyeleriyle veya akrabalarla ve de önceki kişiliğin giyip taktığı giysi ve eşyalarla özdeşleşmekle kalmayıp daha aşırı ve bazılarının “ürkütücü” diyebileceği vakalarda çocuklar önceki kişiliklerine ait mezarlarla da özdeşleşmektedirler.

7. İncelenen vakaların çoğunluğunda, doğal olmayan şekillerde ölen süjelerin bazıları ölüm tarzına bağlı olarak, örneğin, eğer bir kazada ölmüşlerse motosikletlerden veya kamyonlardan korkmak gibi anlaşılır fobiler geliştirmişlerdir. Birkaç nadir vakada, fobilerin sebebi derhal anlaşılamamıştır; örneğin, düğünlerden korkan bir çocuğun fobisinin sebebi önceki bir yaşamda düğüne giderken meydana gelen ölümüdür.

 

SONUÇ

ANTAKYA'YA yaptığım kısa ziyaret sırasındaki gözlemlerimin en önemlilerini yukarıda sundum.

Yazıma son verirken belki de sonuç olarak belirtmem gereken en önemli nokta ise şudur:

Bilim tekrardoğuş vakaları için kesin kanıtlar sunamamıştır ama buna hayli yakındır. Öte yandan geçmiş yaşam regresyon terapisi için dava kapanmıştır. Tekrardoğuş vakasının geçerliliği kanıtlanacak olursa her ikisi için bunun çok büyük bir sonucu olmayacaktır.

Önemli olan şey bize sunulan bilgiyle ne yapılacağı ve bunun beden, zihin ve ruh sağlığını kolaylaştırmada nasıl etkili olacağıdır.

Geçmiş yaşam anıları, rüyalar, meditasyonlar, geriye dönmeler, görümler, ölüme yakın deneyimler ve beden dışı deneyimler ve diğer tüm güya “normal ötesi deneyimler” bizim yaşam çizgimizdir ve kesinlikle, yalnızca bilincin varlığına değil, ölümden sonra devam edişine de işaret etmektedir, Zamanı ve mekanı aşabilir ve de kendimizi ruhun gerçek özgürleşmesine adayabiliriz.

Madde dünyasında attığı bütün o büyük adımlara rağmen insanoğlu ruhsal dünyanın arazisinde dengesini sağlayabilmek için eskisinden de çok çaba sarf etmektedir. Tek gerçek ümidimiz ruhsal kimlikleriınizi yeniden doğrulayarak, ilahi mirasımızı onurlandırarak ve bilince doğru bir kuantum sıçrayışı yaparak ruhsal alemlere yeniden bağlanmamızdır.

KAYIT OLUN