Psişik Güçler Gerçek mi?

Psişik Güçler Gerçek mi?

EĞER “psişik güçleri olan insanlar gerçekten var mıdır?” diye merak ettiyseniz, bilin ki, yalnız değilsiniz. Pek çok insan bu soruyu her gün soruyor. Yanıt çoğu kez kolay anlaşılır olmasa da, binlerce yıldır insanlar aşk ve hayatlarına dair öğüt almak amacıyla durugörürlere ve medyumlara başvurmuşlardır. Bazıları, psişiklerin ölmüş kişilerin ruhlarıyla haberleşme yeteneğine sahip olduklarını bile söylemektedirler. Yıllar içinde, spiritüalizmin öne sürdüğü fenomenler ve psişik güçlere ilişkin iddialar öylesine yaygınlaştı ve bu fenomenlerin etkileri hakkında bildirilenler öyle çok ve etkileyici oldu ki, bilimciler, iddia edilen fenomeni kaçınılmaz olarak incelemeye başladılar. Bu fenomenleri inceleyen bilim dalı olan Parapsikoloji telepati, durugörü, ipnoz, ruhlar, spiritüalizm ve ruhsal tezahürler tarihini içeren pek çok alana odaklanmaktadır.

Parapsikoloji, bazı bilimciler tarafından hala eklektik* bir bilim olarak görülmesine rağmen, Princeton Üniversitesi Teknik Düzensizlikler Araştırma Merkezi (PEAR) derecesi ve 1980’de Jeffery Mishlove’a parapsikoloji dalında tek kredilenmiş dereceyi veren California’daki Berkley Üniversitesi gibi tanınmış eğitim kurumları gene de bu Alana hak ettiği değeri vermektedir. Ama, anlatmaya hikayenin sonundan başlamamalı.

Modern parapsikolojinin öncüleri, 1930’larda Duke Üniversitesinde Joseph Rhine başkanlığında psişik fenomene deneysel yaklaşım kullanmaya başladılar. Sonunda, J. Rhine’ın yardımcılarından biri olan Karl Zener, duyular dışı algılama becerilerini bilimsel metotla sınamak üzere dünyaca tanınmış Zener kartı testini geliştirdi. Duyular dışı algılama testleri, Duke Üniversitesinde bulunan ilk Pavlovcu koşullandırma laboratuarlarından birinde yapıldı.

Parapsikoloji yirminci yüzyıl boyunca geliştirildi ve teknoloji geliştikçe, mevcut teknolojiye uyumlu hale getirildi. Böylece, ileri paranormal araştırma yöntemlerinin kullanımı arttı. Modern zamanlarda, psişik fenomenlerin sınanmasında gelişmiş elektronik donanımlar sıklıkla kullanılır oldu. Bunun nedeni, paranormal olayların elektromanyetik tayfın bir ucundan diğerine pek çok parazite neden olduğunun iddia edilmesidir. Bazıları, psişik olayları güçlendirmek üzere çevreden enerji çekildiği spekülasyonunu yapmaktadır. Modern çağın paranormal araştırıcıları bu çevresel enerji değişikliklerini EMF dedektörleri, ısı algılayıcıları, statik elektrik dedektörleri, iyonizasyon dedektörleri, hareket dedektörleri, EVP kayıt cihazı, RF dedektörleri ve radyasyon izleme cihazları gibi çeşitli modern aletlerle izlemektedirler.

Dolayısıyla, psişiklerin, paranormal olayların gerçek olduğuna veya spritüalizmin öne sürdüğü olgulara inansanız da inanmasanız da, çevremizdeki günlük dünyada ortaya çıkan anormal enerji fenomenlerini belgeleyen somut ve de yakın tarihli bilimsel veriler mevcuttur. Buna ek olarak, açıklanamayan fenomenler binlerce yıllık insanlık tarihi boyunca belgelenmiştir. Milyonlarca insan deli mi? Sizi temin ederim ki, spiritüel alem vardır ve buna tek inanan kişi de değilim. Pek çok bilimci, spiritüalist ve sıradan insan da evrenimize dair aynı görüşleri paylaşmaktadır. Dünyanın tanınmış fizikçileri bile bildiğimiz kadarıyla yaşamı açıklamak için birden çok boyutun varlığına ihtiyaç olduğu yorumunu yapmaktadır.

Size verebileceğim en iyi öğüt: Zihninizi açık tutun ve tamamen anlayamadığımız şeyler hakkında objektif bir bakış açısına sahip olun. Gerçekliğin yegane kriteri, insanoğlunun sayılara dökmek, ölçmek ve etiketlemeye ilişkin sınırlı becerisi midir? Ne de olsa, rüzgarı da göremeyiz ama rüzgar estiğinde, yaprakların üstündeki etkisini görürüz. Biz onu çıplak gözle göremiyoruz diye, rüzgar mevcut mu değildir? Kısacası, söz konusu soruya vereceğim yanıt, evet. Psişik güçler, Duyular Dışı Algılama ve içinde yaşadığımız şu ruh ile dolu boyut gerçektir.

Spiritual New Age Enlightenment adlı web sitesinde yer alan makalelerden çeviren: Nur Alkış

 *Eklektik: Pek çok bilim dalının bulgularından yararlanan.