Chögyam Trungpa ile Ruhsal Materyalizm Üzerine Söyleşi

Chögyam Trungpa ile Ruhsal Materyalizm Üzerine Söyleşi

 Chögyam Trungpa (1940-1987) bir meditasyon ustası, öğretmen ve sanatçı olarak tanınmıştır. Budizm ve meditasyon üzerine yazılmış olan The Myth of Freedom (Özgürlük Efsanesi), Meditation in Action (Eyleme Geçen Meditasyon) ve Shambhala: The Sacred Path of the Warrior (Shambala- Savaşcının Kutsal Yolu) gibi pek çok kitabın yazarıdır. 

Soru: Ruhsal materyalizmin özellikle bir Amerikan problemi olduğunu düşünüyor musunuz?

Cevap: Öğretiler ne zaman bir ülkeye başka ülkelerden gelse, ruhsal materyalizm sorunu yoğunlaşır. Hiç kuşkusuz, Amerika şu anda öğretiler için çok verimli bir topraktır. Ve ruhsallık arayışında olan Amerika bu kadar verimli olduğu için, bu toprakların bazı şarlatanlara ilham vermesi de olasıdır. Böyle ilhamlanmış olmasalardı, şarlatanlar da şarlatan olmayı tercih etmezlerdi. Aksi takdirde para kazanmak ve ünlü olmak için banka soyguncusu ve haydut olurlardı. Amerika ruhsallığa bu kadar ilgi gösterdiği için, ruhsal öğretiler para kazanmanın ve üne kavuşmanın kolay bir yolu haline geliyor. Bu yüzden şarlatanları da çela diye bildiğimiz öğrenci, hatta öğretmen rolünde görüyoruz. Amerika’nın bu sıralarda çok ilginç bir yer olduğunu düşünüyorum.

 Soru: Yaşayan herhangi bir ruhsal üstadı öğretmen olarak kabul ettiniz mi?

Cevap: Şu anda öyle biri yok. Üstat ve öğretmenlerimi fiziksel olarak Tibet’te bıraktım ama öğrencilerim hala benimle ve devam ediyorlar.

 Soru: O halde, iyi ya da kötü kimin izindesiniz?

Cevap: Durumlar öğretmenimin sesidir, öğretmenimin varlığıdır.

 Soru: Şakyamuni Buda aydınlamaya eriştikten sonra, öğretilerini devam ettirebilmesi için onda bir ego izi kalmış mıydı?

Cevap: Öğreti öylece meydana geldi. Öğretmeye veya öğretmemeye karşı bir isteği yoktu. Bir ağacın altında oturarak ve bir nehir kıyısında yürüyerek yedi hafta geçirdi. Sonra biri geldi ve konuşmaya başladı. Bu durumda kişinin başka bir seçeneği yoktur çünkü orada her şeye açıksınızdır. Durum kendini gösterir ve öğreti gerçekleşir. “Buda etkinliği” denilen şey budur.

 Soru: Ruhsallık hakkında bir şey öğrenmeye hevesli olmamak mümkün değil. Elde etmeye karşı duyulan bu heves yolda ilerlerken terk mi edilir?

Cevap: İlk itilimin azalmasına izin vermelisiniz. Ruhsallığa doğru ilk itiliminiz sizi belirli bir ruhsal duruma sokabilir ama bu itilim üzerinde çalışırsanız bu itilim yavaş yavaş azalır ve belli bir yerde can sıkıcı ve monoton bir hal alır. Bu yararlı bir mesajdır. Görüyorsunuz ki, kendinizle ve deneyimlerinizle ilgilenmeniz gerçekten önemlidir. Kişi kendisiyle ilişkiye girmezse, ruhsal yol tehlikeli bir hal alır; kişisel organik bir deneyim olmaktan çıkıp tamamen dışsal bir eğlence olur.

 Soru: Bilgisizlikten kurtulmaya karar verirseniz, iyi olduğunu hissederek yaptığınız her şeyin egonuza kesinlikle yararlı olacağını farz edebilirsiniz ve bu şekilde aslında yolunuzu kapatırsınız. Size doğru görünen her şey yanlış olacaktır, sizi altüst etmeyen her şey sizi gömecektir. Bundan kaçınmanın bir yolu var mı?

Cevap: Doğru görünen bir hareket yaparsanız, bu onun yanlış olduğu anlamına gelmez çünkü doğru ve yanlışın kesin tanımları yoktur. İki tarafta da çalışmıyorsunuz, ne “iyi” ne de “kötü” yönde değilsinizdir; “onun” ve “bunun” ötesinde bütünün tamlığıyla çalışıyorsunuzdur. Tümel bir hareket olduğunu söylerdim. Kısmi bir eylem yoktur ama iyi ve kötüyle ilişkili olan her hareketimiz kısmi bir eylem gibi görünür.

 Soru: Eğer aklınız çok karıştıysa ve bu karmaşadan kurtulmaya çalışıyorsanız, çok fazla uğraşıyormuşsunuz gibidir. Ama bunun için hiç uğraşmazsanız, bu durumda kendimizi kandırdığımızı mı düşünmeliyiz?

Cevap: Evet ama bu bir kişinin çok fazla uğraşma veya hiç uğraşmama gibi uç noktalarda yaşaması gerektiği anlamına gelmez. İnsan kendine bir “orta yol” bulmalıdır, “olduğu gibi” yaşamalıdır. Bu pek çok kelimeyle anlatılabilir ama kişi bunu gerçekten yapmalıdır. Gerçekten orta yola uygun yaşarsanız, doğruyu bulacağınızı göreceksiniz. Kendi varlığınıza ve zekanıza güvenmeyi öğrenmelisiniz. Bizler muazzam insanlarız, hepimizin içinde muazzam şeyler var. Kısacası, kendimizi serbest bırakmalıyız. Dış etkenler bize yardım edemez. Kendinize gelişme şansı vermiyorsanız, karmaşanın insanın kişiliğini yok eden sürecine girersiniz. Bu başkasının sizi yok etmesi değil, bizzat kendi kendinizi yok etmenizdir. Zaten bu yüzden etkilidir çünkü kendi kendini yok etmektedir.

 Soru: İnanç nedir? Yararlı mıdır?

Cevap: İnanç safça, güvenen, kör inanç da olabilir ya da yok edilemez kesin bir güven duygusu da olabilir. Körü körüne inancın hiçbir ilhamı yoktur. Çok saftır. Tamamen yıkıcı olmamasına rağmen yaratıcı da değildir. Yaratıcı olamaz çünkü daha önce hiç kendiniz ve inancınız arasında bir bağ veya iletişim kurmamışsınızdır. Yalnızca, tüm inancı çok saf bir biçimde körü körüne kabullenmişsinizdir.

İnancın güven olduğu durumda ise güven duymak için canlı bir sebep vardır. Hazır bir çözümün size gizemli bir biçimde sunulacağını düşünmezsiniz. Var olan durumlarla korkusuzca ve kendinizi o duruma dahil etmekten dolayı şüphe duymayan bir biçimde çalışırsınız. Bu tamamen yaratıcı ve olumlu bir yaklaşımdır. Kesin bir güveniniz varsa, kendinizden o kadar eminsinizdir ki kendinizi kontrol etmeye gerek yoktur. Bu mutlak bir güvendir ve şu anda neler olduğunu gerçekten anlamaktır, bu yüzden her yeni durumda başka yollarda ilerlemekte veya yapılması gereken neyse onu yapmakta tereddüt etmezsiniz.

 Soru: Yolunuzda size ne rehberlik eder?

Cevap: Aslında, belirli bir rehberlik yok gibi görünmektedir. Hatta biri size rehberlik ediyorsa, bu kuşku verici bir durumdur çünkü dıştan gelen bir etkene güveniyorsunuz, demektir. Tamamen kendiniz olmak size rehberlik eden şey haline gelir ama bir öncü anlamında izleyecek bir rehberiniz yoktur. Birinin izini sürmeniz gerekmez de kendi başınıza yol almanız gerekir. Bir başka deyişle, rehber sizin önünüzden gitmez, sizinle yürür.

 Soru: Meditasyonun, egonun koruyucu mekanizmasına kısa devre yaptırma tarzı hakkında daha fazla bir şeyler söyleyebilir misiniz?

Cevap: Egonun koruyucu mekanizması kendini gözlemlemenin gereksiz bir türü olan kendini kontrol etmeyi içerir. Meditasyon, kendinizi kontrol ederek belli bir konu üzerinde yoğunlaşmaya değil de başvurduğunuz tüm tekniklerle tam bir özdeşleşme haline girmektir. Bu yüzden, kişinin kendini meditasyon çalışmalarıyla güvene alması için çaba harcaması gerekmez.

 Soru: Ruhsal bir hurdalıkta yaşıyor gibiyim. Bu çöplüğü, içinde bir tek güzel nesne olan sade bir odaya nasıl dönüştürebilirim?

Cevap: Koleksiyonumuzun değerini anlamak için işe bir tek nesneyle başlamalısınız. Kişi önce bir başlama noktası, ilham kaynağı bulmalıdır. Yalnızca bir tek parça üzerinde çalışmış olsaydınız, belki de koleksiyonunuzdaki tüm nesnelerin üzerinden geçmeniz gerekmeyecekti. Bu tek parça eşya, New York City’de ele geçirdiğiniz bir işaret levhası olabilir, bunun kadar önemsiz olabilir. Ama kişi bir noktadan başlamalıdır, hurda yığınına ait olan bu parçanın ya da bu güzel antikanın sadeliğini görmelidir. İşe yalnızca bir tek noktadan başlamayı başarırsak, bu durum boş bir odada tek bir nesneye sahip olmaya denk olacaktır. Sanırım bu, bir başlama noktası bulma sorunudur. Koleksiyonumuzda o kadar çok nesnemiz vardır ki işe nereden başlayacağımız sorunu, problemin en büyük kısmını oluşturur. Kişi ele alınacak ilk eşyaya karar verme konusunda iç güdülerine güvenmelidir.

 Soru: Sizce insanlar egoları konusunda niçin bu kadar koruyucudurlar? Niçin kişinin egoyu terk etmesi bu kadar zordur?

Cevap: İnsanlar uzayın boşluğundan, bir eşlikçinin veya bir gölgenin yokluğundan korkarlar. İlişki kurulacak hiç kimsesi ve hiçbir şeyi olmamak berbat bir tecrübedir. Gerçek bir deneyim olmamasına rağmen bunun düşüncesi bile çok korkunçtur. Bu genellikle boşlukla ilgili bir korkudur, kendimizi hiç bir yere bağlı hissedemeyeceğimize ve karmaşık, somut ve kesin bir şey gibi algıladığımız kimliğimizi kaybedeceğimize dair bir korkudur. Bu gerçekten çok tehdit edici olabilir.

Soru: Yolunuzda size ne rehberlik eder?

Cevap: Aslında, belirli bir rehberlik yok gibi görünmektedir. Hatta biri size rehberlik ediyorsa, bu kuşku verici bir durumdur çünkü dıştan gelen bir etkene güveniyorsunuz, demektir. Tamamen kendiniz olmak size rehberlik eden şey haline gelir ama bir öncü anlamında izleyecek bir rehberiniz yoktur. Birinin izini sürmeniz gerekmez de kendi başınıza yol almanız gerekir. Bir başka deyişle, rehber sizin önünüzden gitmez, sizinle yürür.

 Soru: Meditasyonun, egonun koruyucu mekanizmasına kısa devre yaptırma tarzı hakkında daha fazla bir şeyler söyleyebilir misiniz?

Cevap: Egonun koruyucu mekanizması kendini gözlemlemenin gereksiz bir türü olan kendini kontrol etmeyi içerir. Meditasyon, kendinizi kontrol ederek belli bir konu üzerinde yoğunlaşmaya değil de başvurduğunuz tüm tekniklerle tam bir özdeşleşme haline girmektir. Bu yüzden, kişinin kendini meditasyon çalışmalarıyla güvene alması için çaba harcaması gerekmez.

 Soru: Ruhsal bir hurdalıkta yaşıyor gibiyim. Bu çöplüğü, içinde bir tek güzel nesne olan sade bir odaya nasıl dönüştürebilirim?

Cevap: Koleksiyonumuzun değerini anlamak için işe bir tek nesneyle başlamalısınız. Kişi önce bir başlama noktası, ilham kaynağı bulmalıdır. Yalnızca bir tek parça üzerinde çalışmış olsaydınız, belki de koleksiyonunuzdaki tüm nesnelerin üzerinden geçmeniz gerekmeyecekti. Bu tek parça eşya, New York City’de ele geçirdiğiniz bir işaret levhası olabilir, bunun kadar önemsiz olabilir. Ama kişi bir noktadan başlamalıdır, hurda yığınına ait olan bu parçanın ya da bu güzel antikanın sadeliğini görmelidir. İşe yalnızca bir tek noktadan başlamayı başarırsak, bu durum boş bir odada tek bir nesneye sahip olmaya denk olacaktır. Sanırım bu, bir başlama noktası bulma sorunudur. Koleksiyonumuzda o kadar çok nesnemiz vardır ki işe nereden başlayacağımız sorunu, problemin en büyük kısmını oluşturur. Kişi ele alınacak ilk eşyaya karar verme konusunda iç güdülerine güvenmelidir.

 Soru: Sizce insanlar egoları konusunda niçin bu kadar koruyucudurlar? Niçin kişinin egoyu terk etmesi bu kadar zordur?

Cevap: İnsanlar uzayın boşluğundan, bir eşlikçinin veya bir gölgenin yokluğundan korkarlar. İlişki kurulacak hiç kimsesi ve hiçbir şeyi olmamak berbat bir tecrübedir. Gerçek bir deneyim olmamasına rağmen bunun düşüncesi bile çok korkunçtur. Bu genellikle boşlukla ilgili bir korkudur, kendimizi hiç bir yere bağlı hissedemeyeceğimize ve karmaşık, somut ve kesin bir şey gibi algıladığımız kimliğimizi kaybedeceğimize dair bir korkudur. Bu gerçekten çok tehdit edici olabilir. 

 Not: Chögyam Trungpa (1940-1987) bir meditasyon ustası, öğretmen ve sanatçı olarak tanınmıştır. Budizim ve meditasyon üzerine yazılmış olan The Myth of Freedom (Özgürlük Efsanesi), Meditation in Action (Eyleme Geçen Meditasyon) ve Shambhala: The Sacred Path of the Warrior (Shambala- Savaşcının Kutsal Yolu) gibi pek çok kitabın yazarıdır.