Trans: Sihirli Benlik

Trans: Sihirli Benlik

HER BİRİMİZİN içinde sihirli bir yer var, güvendiğimiz bir yer, ne olduğunu tam olarak anlayamasak da hoşumuza giden bir yer. Bunu düş kurarken, meditasyon yaparken veya bir sorunumuza çözüm ararken deneyimleyebiliriz. Orada rahatlarız, varoluşumuzun tadını çıkarırız. Düşüncelerimiz berraktır. Kendimizi verimli hissederiz. Tamamen doğal bir şekilde, daha yüksek bir şuurluluğa girmişizdir.


Düş kurmak kolaylıkla bizi bu hale sokar; zihnen orada bekleyen aydınlanmayı duyumsarız. Belki de bu istem, bizimle iletişime geçmeyi arzulayan “yüksek benlik” ten kaynaklanmaktadır. Burası merak ve sihrin yeridir, büyük bilgeliğin mekanıdır; yüz yıllar boyunca azizler, mistikler ve kendini dine adamış olanlarca ziyaret edilen bir şuur halidir. Böylesine yükselmiş bir farkındalık düzeyine doğal trans denebilir.


“Trans” kelimesinin bir tanımı “uykuya benzer bir durum”dur. Trans aynı zamanda “mistik bir kendinden geçiş” olarak da tanımlanır, tek ilgi odağının içeride keşfettiğimiz şeyler olduğu bir durumdur bu. Şuursuz bir durum değil, yüksek bir farkındalık düzeyidir. Mevcut dünyasal boyutun dışında var olan ve bizi, kendi yüksek benliğimize doğru, içimizdeki derinliklere yönlendiren bir aşkın şuurluluktur. Trans, aynı zamanda, bizi tüm ilhamların nihai kaynağına, Yaradan’a yaklaştırır.


Trans bir giriş kapısıdır – günlük yaşamımızda bizi çevreleyen dış dünya kadar gerçek ve canlı olan iç gerçekliğimize açılan bir giriştir. Bunlar, birlikte var olan iki farklı dünyadır yalnızca. Yaradan’ımıza bağlanmak, cennete, daha yüksek içgörü ve anlayış alemlerine ulaşmamızı sağlayan, neşe ve mutluluk getiren sihirli bir yoldur. Ego ve beklentiler bir kenara bırakıldığında; kendini daha iyi hale getirmek, ilham almak ve ruh varlığını geliştirmek için bir araçtır trans. İçimizde hep var olan, istem ve arzu duyuyorsak bizi orada hazır bekleyen bir iç barış ve huzur halidir.


Trans bizlere Tanrı tarafından bağışlanan ilham ve yaratıcılık ile bağlantı kurma fırsatını verir. Ne kadar genç isek, iç alemimizle o kadar bağlantı içindeyizdir. Çocukken, oynadığımız oyunun çevremizdeki dünya kadar gerçek olduğu bir ruh haline sıkça girerdik. Oyunumuzun gerçekliğiyle o denli kaynaşmış olurduk ki, öğle veya akşam yemeğine çağrıldığımızda hiç aldırmazdık. En sonunda o halden koptuk ve dış gerçekliğe kapıldık; ama oyun sırasında daldığımız hayal ve içsel öğrenmenin zengin dünyası bizi çağırıp durmakta.


Yetişkinler olarak bu büyülü alemi yeniden ziyaret edebiliriz. Transın içerdiği gerçeğe yaklaşmak için, bazen bir çocuğun masum ve temiz kalpli ruhuna ihtiyaç duyabiliriz. “Çocuk gibi” deyimi bazılarınca toyluk veya saflık olarak anlaşılabilir, ama bir çocuğun merak ve sihir ile dolu dünyasında büyük bir bilgelik yatar.  “Çocuk gibi” ve “çocuksu” tanımları arasındaki farkı görebiliriz. Büyük bir öğretmen şöyle demişti “ Küçük çocuklar gibi olmadıkça, cennetin krallığına hiç bir şekilde giremeyeceksiniz.”

 

 Cennetin Krallığı

 

ÇOCUK yanımızla bu “cennetin krallığının” içimizde olduğunu anlarız.  Onun için yanıp tutuşuruz. Onu ararız. Çoğu zaman da buluruz. Yetişkin yanımızla, işleri karıştırmaya meyilliyizdir. Amerikalı filozof Thoreau şöyle önermişti “ Sadeleş, sadeleş, sadeleş.” Yaratıcılığımızı çocukken anladığımız şekilde ortaya koyma yeteneğimizden giderek uzaklaşıyoruz. Nasıl transa girebileceğimizi unuttuk, yaratıcılık yeteneğimize kavuşmak ve kullanmak için kendimizi özgürlüğe nasıl açacağımızı unuttuk.



Doğal transın kullanımı yaşamın hazinelerine giden kapıları açabilir ve bizi dahilik düzeyine çıkarabilir. Soruların yanıtlarını, aradığımızın haritasını ve hedefleri gerçekleştirmek için gerekli enerjiyi barındıran o bilge ve verimli iç benliğe giden doğal bir içsel yoldur trans.


Peki, trans nedir ve ona ulaştığımızı nasıl anlarız? Hiç de ummadığımız bir zamanda transa girmiş olabiliriz: şahane bir gün batımını seyrederken, kendi yaşamımızı daha iyi anlamamızı sağlayan ve büyük gerçeklere götüren derin düşüncelere daldığımızı farkettiğimizde. Oturmuş meditasyon yaparken veya Yaradan’a ulaşmaya çalışırken huzura erdiğimizde, aniden sınırsız bir haz içinde, orada olduğumuzu anlarız. Bizi gevşeme aşamalarından yavaşça geçiren bir ipnoterapist sayesinde kendimizi bu şuur düzeyinde bulabilir ve  böylece açılan kapıların ardındaki içsel gerçeklikleri arayabiliriz. Daha sonra, kendimizi ipnoza sokmayı öğrenerek, başka bir kişinin yardımı olmadan da transa girebiliriz.


 Trans, dış dünyada ne olup bittiğinin farkında olduğumuz ama kendimizi ondan ayrıştırdığımız, içsel ve huzurlu bir haldir. İçsel çalışmayı ve yapıcı hayallerimiz sayesinde mucizeleri gerçekleştirdiğimiz bir zihin düzeyidir.