İlâhi Nizam ve Kâinat Üzerine Bir Söyleşi

İlâhi Nizam ve Kâinat Üzerine Bir Söyleşi

Metapsişik Tetkikler ve İlmi Araştırmalar Derneği Başkanı Tülin Etyemez Schimberg ile 54 yıldır yayınlanması beklenen ve 2 Nisan 2013 tarihi itibarıyla okuyucularıyla buluşa İlâhî Nizam ve Kâinat kitabı ve vakıf faaliyetleri hakkında konuştuk.

 

Dilek Yılmaz (D.Y): Metapsişik Tetkikler ve İlmi Araştırmalar Derneği Başkanı olarak ne zamandır bu faaliyetlerin içerisindesiniz?

Tülin Etyemez Schimberg (T.E.S): ODTÜ’de okurken, o ana kadar öğrendiğim bilgilerin bana yetmediği bir dönemden geçtim ve bir parçam hep ruhsal olanla bağlantıda olduğu için, bu beni kurulu düzenin arkasında ne var sorularına götürdü. Bu süreç içerisinde yolum, Ankara Ruhsal Araştırmalar Derneği ile kesişti. Bu dernekte, Ruh ve Madde Dergisi ile tanıştım. Ve böylelikle, İstanbul’a geldiğimde bu derneğin kapısından girme imkanım oldu. Bu şekilde, ruhsallıkla olan serüvenim başladı.

Yirmi bir yaşında bu muazzam dünyanın içerisine girmiş oldum. Yirmi üç senedir bu dernekteyim. Dernek başkanlığı görevini Mayıs 2016’da yönetimin değişmesiyle beraber aldım.

Metapsişik Tetkikler ve İlmi Araştırmalar Derneği (MTİAD); 1950 yılında kurulmuş, Türkiye’nin ruhsal alandaki en köklü kuruluşudur. Bilyay Vakfı da 1994 yılında MTİAD’ın eski başkanlarından merhum Ergün Arıkdal döneminde kurulmuştur. Şu anda ise, ben MTİAD’ın başkanlığını yaparken, Sn. Levent Kosova da Bilyay Vakfı başkanlığını üstlendi. Ve böylelikle, eş zamanlı bir başkanlığa geçtik. Bizler, yönetim kurulu olarak, her noktada her türlü görevi üstlenerek çalışmaya devam ediyoruz.

D.Y: Dernek içinde daha çok ne tür işlerle ilgileniyorsunuz?

T.E.S: Yurtdışı ile ilişkiler ağırlıklı olarak üzere, atölye çalışmaları ve organizasyon alanında yoğun çalışıyorum ve aynı zamanda Ruh ve Madde Dergisinin Genel Yayın Koordinatörüyüm. 2005 ve 2009 yıllarında 1. ve 2. İstanbul Dünya Parapsikoloji Kongrelerini yaptığımızda, bu işin organizasyonunda  aktif olarak çalıştım. Bunun yanı sıra, Dünya Regresyon Uzmanları Birliğinin (EARTh) aktif üyesiyim ve dernekle işbirliği yaptığı atölye çalışmalarına yardımcı oluyorum. İngiltere’de Pratik Felsefe Okulu ile olan bağlantılarımız var. Çok yakın bir zamanda da Avrupa Transpersonel Psikoloji Derneği ile de işbirliklerimiz başlayacak. Heyecanlı bir şekilde bu faaliyetlere devam ediyorum.

D.Y: Kitabın telif haklarını elinde bulunduran ve yayınlayan MTİAD hakkında bilgi alabilir miyiz?

T.E.S: Bu dernek, 1950 yılında Neo-Spiritüalizmin (Yeni Ruhçuluk) kurucusu olan Dr. Bedri Ruhselman tarafından kurulmuştur. Amacı; Neo-Spiritüalist bilgileri yaymak, araştırmalar yapmak ve bu konularla ilgili konferanslar verip insanları bilgilendirmekti. Dernek; 1960 yılında düzenli yayın hayatına da geçiyor. 1960 yılında aylık Ruh ve Madde Dergisi basılmaya başlıyor. Dergimiz, o zamandan bu zamanda kadar her ay düzenli olarak basılıyor. Türkiye’nin ruhsal alanda her ay basılan süreli ilk dergisidir Ruh ve Madde.

Bedri Bey’in hayatına baktığımızda daha çok küçük yaşlardan itibaren bu konulara ilgisinin olduğunu görüyoruz. Bedri Bey’in hayat hikayesi ayrıntılı bir şekilde bu web sitemizde mevcut. İsteyenler okuyabilirler. Gençlik yıllarında yaptığı celse çalışmalarında, ona 1. Dünya Savaşının çıkacağı söyleniyor. Bedri Bey’in hayatında çok anlamlı eşzamanlılıklar var.

D.Y: Derneğin şu anki faaliyetleri neler?

T.E.S: Bilyay Akademi her cumartesi derslerine devam ediyor. Konusunda uzman olan üyelerimizin ve uzmanlarımızın katılımlarıyla gerçekleşen Bilyay Akademi çok yönlü ders programıyla takipçilerine çok kapsamlı ve derin bilgiler veriyor. İlâhî Nizam ve Kâinat bilgileri, rüyalar, bilinç, bilinçaltı, bilinçdışı, ölüm ve ötesi, ruhsal şifa, ezoterizm, nefes teknikleri, zaman ve kader, yaşam amacımız, gölge yanlarımız, Maurice Nicoll ve Gurdjieff’in kendini bilme öğretileri, ezoterik okullar, arketipler, mitoloji, ezoterik astroloji konularıyla dolu olan güzel bir ders programız var.  

Bilyay Akademi derslerini, şehir dışında, yurt dışında olup gelemeyenler ya da çok yoğun çalışıyorum akademi derslerini takip edemiyorum diyenler için internet üzerinden online yaptık.

İsteyenler, bilyayakademionline@gmail adresine e-mail atarak kayıt olabilirler. Ve dersleri evden, işten, oturdukları yerden takip edebilirler. Halka açık, ücretsiz Salı konferanslarımız devam ediyor.  https://www.youtube.com/channel/UCVrXPSdgwQHliRTrS7hWayw adresinden konferanslarımıza ulaşabilirsiniz. Konferanslarımızı, dernek merkezimize gelemeyenler, işi olup vakit ayıramayanlar, dünyanın her yerinden http://new.livestream.com/bilyay linkinden izleyebilirler.

 

D.Y: Kitabın basım yılı olan 2 Nisan 2013’den, Kasım 2016 tarihine gelinceye kadar 3.5 yıl geçti. Neler oldu bu süreç zarfında? Kitabın çıkış öyküsünü bir de sizden alabilir miyiz?

T.E.S: Biz zaten kitabın vazifelileri olarak söyleyebileceğimiz kişilerle bağlantı halindeydik. Zaman zaman gelip derneğimizi ziyaret ederlerdi. Kitap; 1958 yılında yazdırılmaya başlanıp, 1959 yılında tamanlandıktan sonra 3 ayrı kişiye emanet edilmişti.

Kitabın bekçilerinden biri daha erken yıllarda vefat ediyor ve geriye diğer iki vazifeli kişi kalıyor. Bu vazifelilerden biri aynı zamanda kitabın medyumudur.

Kitabı önce noterde saklıyorlar. Daha sonra ise kitabı bir banka kasasında muhafaza ediyorlar. Kitap, her bir bekçiye orijinalinden 3 kopya çoğaltılarak veriliyor. Üç kişiye birden emanet edilmiş. Kitabın sağ kalan bekçilerinden ikincisi de 2012 yılında vefat edince, kitap açılacak mı, açılmayacak mı diye bir bekleme dönemine girildi.

D.Y: Kitap, yıllardır merakla bekleniyordu. Ve bilgi kitabı olarak adlandırılmıştı. Kitabın İlâhî Nizam ve Kâinat adında bir isminin olduğu bilinmiyordu değil mi?

T.E.S: Hayır, bilinmiyordu. Kitap, açıldıktan sonra, en çok şaşırdığımız şeylerden bir tanesi kitabın ismi olmuştur. Kitap; bilgi kitabı olarak çıkmadı. Kitabın bir isminin olduğu bilinmiyordu. Açıldıktan sonra öğrendik.

Kitabın yaşayan 2. bekçisinin vefatından sonra, kitap basılacak mı diye bir beklenti başlamıştı. Biz, dernek olarak her türlü görevi üstlenmeye hazırdık. Çok telaş yapmadan, kendimizi her türlü fonksiyonu görmeye hazır tutmaya çalıştık. Kitabın medyumuna derneğe gitmesi için verilmiş bir işaret vardı.

Kitap açılacağı zaman ne yapılacağı konusunda Bedri Bey’in de vermiş olduğu bir talimatname de var. Kitabın medyumu, kitabı derneğimize getirdiğinde, kitabın basım faaliyetlerine başlanmış oldu.

D.Y: Derneğin daha önceki yıllarında, kitap çıkacak diye epey hazırlıklar da yapılmış diye biliyoruz?

T.E.S: Evet, kitabın yazdırılış yılı olan 1958 yılından beri bunu bekleyen, kendini kitabın gelişine kendisini çok hazırlamış olan birçok insan derneğe gelip gitmiştir. Evet, kitap çıkacak diye derneğin daha önceki yıllarında hazırlıklar yapılmış. Ama yanlış alarm. Kitap; 2013 yılında çıktı. Kitap, çok sakin ve nezih bir ortamda ve kendi akışı içerisinde çıktı. Kitap; çok doğal bir süreç içerisinde kendini doğurdu. Ve biz, iki elin parmaklarını geçmeyen bir kadro ile bu doğumu gerçekleştirmeye çalıştık.

D:Y: Kitabın ilk baskısı, orjinal haliyle basıldı değil mi?

T.E.S: Evet, harfi harfine ve satırı satırına orjinal şekliyle dizildi ve basıldı. Bu aşamada da gönüllü arkadaşlarımız çalıştı. Gönüllü üyelerimizle, kitabı satır satır okuyarak, geceli gündüzlü çalışarak, kitabı en az 6-7 kez elden geçirerek, bütün tashihlerini yaparak çalıştık. Hiçbir şekilde kelimeler değiştirilmedi. Kitabın orjinali, daktilo ile yazılmıştı. Ara yerlerde de, Bedri Bey’in kendi el yazısıyla notları vardı. Kitabı orjinal haliyle bastık.

D.Y: Bazen okuyucular soruyor; kitabın diğer iki vazifelisine verilmiş kopyalarında farklı bir bilgi var mı diye?

T.E.S: O zaman burada bu konuya açıklık getirelim. Diğer emanetçilere verilen kopyalar; bizim bastğımız daktilo metnin aynısıdır. Farklı bilgiler yoktur. Aynı kitap, 3 kopya şeklinde çoğaltılmıştır.

D.Y: Kitap, medyumik bir çalışma ürünü ve kitabın güçlü bir medyumu var. Kitaptaki bilgilerin alınışı ile ilgili nasıl bir yöntem izlenmiş?

T.E.S: Bedri Bey, psişik infisal (ayrışma) dediğimiz bir teknik kullanıyor. Medyumu derin bir transa sokmadan, günlük bilincinden hafif ayrıştırarak yapılan bir teknik bu.  Bedri Bey’in kullandığı psişik ayrışma tekniği; medyumun bağlantıda olduğu plân ile, kendi bilincini tam bloke etmeden, sanki karşı karşıya iki insan konuşuyormuş şeklinde yaptığı bir çalışma türüdür.

Kitaptaki bilgileri alan medyum, o tarihlerde çok genç. Ve o dönemde, kitabın medyumu bu konuların içinde değil. Bedri Bey ile tanışması da ilginçtir. Küçüklüğünden beri birtakım hassas algılamaları olan kitabın medyumu, Bedri Bey ile tanıştırılınca, kendisinin birtakım medyumik hassasiyetleri olduğu ortaya çıkıyor. Ve sonra çalışmalar başlıyor.

Bedri Bey, operatör olarak, kendisiyle daha yüksek bir mekanizma ya da plân ile bağlantı kurabilmesi için çalışmış. Ve medyum, hafif trans halindeyken, “yüksek plânlara çıktığım zaman gözlerim kamaşıyor ve o kadar muazzam bir enerjiyle ve ışıkla karşılaşıyorum ki onun karşısında adeta gözlerim kamaşıyordu” demiştir. Nasıl bir deneyimdi bu diye sorduğumuzda, söylediği bir cümle çok önemli bence. “O plânda milyonlarca varlık var ama tek bir ses var” ifadesini kullanmıştır.

D.Y: Evet, gerçekten muazzam bir deneyim ve vazife olmalı bu. Peki, Bedri Bey kitabın derleyicisi aynı zamanda değil mi?

T.E.S: Evet, Bedri Bey alınan bilgilerin üzerinde düşünüyor, derliyor ve bir sonraki celsede Önder Plân’ından teyit alıp bu şekilde kitabın tamamlanmasını sağlıyor. Bu çalışmalar boyunca, Bedri Bey’i gerçekten çok şaşırtan bilgiler de var kitapta. Bu olmaz diye itiraz ettiği, ama daha sonra üzerinde uzun uzun düşünüp bu bilgiyi sindirmiş olarak celse çalışmalarına devam ettiği söyleniyor.

D.Y: Plân diye bahsedip duruyoruz ama bu tanımı bilmeyen takipçilerimiz için bunu biraz açsak?

T.E.S:  Nasıl ki okullarda, şirketlerde belli bir yapı ve hiyerarşi vardır ve bu hiyerarşiye göre alınan görev ve sorumluluklar değişir, plân kavramı da aynen bu şekilde çalışır.

Farkındalık seviyenize göre alacağınız sorumluluklar değişir. Memur olduğunuzda aldığınız görev farklıdır, müdür olduğunuzda daha farklıdır, direktör olduğunuzda daha farklı bir donanıma sahip olmanız gerekir ve bir genel müdür olduğunuzda da yetkinlik ve sorumluluğunuz çok daha farklılaşır. Bunu plân kavramını daha iyi açıklayabilmek için söylüyorum.

Kitapta da, vazife anlayışı ile ilgili çok kapsamlı bilgiler mevcut. Evrende hiçbir şey başıboş değil ve hiçbir şey tesadüfen meydana gelmiyor. Varlıkların her türlü ihtiyacını saptayan, ona göre sistemi koordine eden ve işleten sistemler var. Biz bu sistemlere, “plân” diyoruz.

Plânları, aynı zamanda görüp gözetici olan, organize eden ve bunları gerçekleştiren ve bunları belli bir ilâhî hedef ve anlayışla yapan bir sistemin temsilcileri olarak adlandırabiliriz. Plânın tepesinde tek bir varlık değil, medyumun ifadesinde olduğu gibi, milyonlarca varlık ama tek bir ses var.

Önder Plânı sadece tek bir varlıktan ibaret değildir ama bütün bu dünyanın tekâmülünden, gelişmesinden sorumlu bir plândır, bu dünya okulunun müdürüdür diyebiliriz.

D.Y: Kitapta verilen bilgilerin, dünya okulunun son döneminin son bilgisidir diyebilir miyiz?

T.E.S: Evet. Dünyayı bir okul olarak nitelendirirsek, dünya okulunun bu son kapanış döneminde, buradaki varlıkların bu okulu ve dahil oldukları ilâhî düzeni daha iyi anlayabilmeleri için, okulun yöneticileri tarafından verilmiş yüksek seviyeli ruhsal bilgileri içeren bir kitaptır diyebiliriz.

D.Y: Kitabın insanlara ilk sunulduğu tarih olan 2 Nisan 2013’te dernek merkezinde yaklaşık 400 kişiyi ağırladık. Nihayetinde, bu kitap bir şehir efsanesi olarak yıllardır bekleniyordu. Uzun süre çıkmayacağı düşünülüyordu. Okuyanların ilk tepkisi nasıldı?

T.E.S: Aslında hepimiz büyük bir şaşkınlık ve heyecan içerisindeydik. Hepimizin yıllardır beklediği birşey olmak üzereydi. Buna aracılık etmiş olmanın içsel huzuru ve dinginliği de vardı. Kitap hakkında ilginç geri dönüşler aldık.

Kitabı uzun süredir bekleyenlerin çoğu, kitabı ilk aldıklarında hemen okuyamadıklarını, zorlandıklarını söylediler. Bazı çok genç arkadaşlarımızdan, kitabı çok iyi anladıklarını söyleyenler de oldu. Kitabı ağır bulanlar da çok. Ama kitap, sürükleyici bir roman gibi hemen tek seferde okunacak bir kitap değil. Üzerinde düşünülerek ve sindirilerek okunması gereken bir kitap...

D.Y: Kitabın kendi içinde çok güzel bir bütünlüğü var. Varlıksal olarak nerden geldiğimizi ve nereye gittiğimizi anlatan çok kıymetli bilgiler var. Kitabı tekrar ve tekrar okuduğumuzda bazı kavramlar çok daha iyi oturuyor.

T.E:S: Evet, anlamadım diyerek hemen vazgeçmemek gerekiyor.

D.Y: Kitap, şu ana kadar kaç baskı yaptı?

T.E.S: 5. baskımızı yaptık. Oldukça ilgi gördü. Kitabın orijinal halini bastıktan sonra, günümüz Türkçesine uyarlanmış halini de bastık. Ocak 2016’da da kitabı revize ettik. Ve biraz da aslına daha yakın bir haliyle tekrar düzenledik. Şu anda oldukça iyi ilgi görüyor. Kitabın www.facebook.com/Mtiad1950 adlı bir facebook sayfası var. Burada, kitaptan alıntılar yapıyoruz.

Daha iyi anlaşılması için değişik görsellerle de paylaşarak, daha kolay okunmasını sağlıyoruz. Pek çok insan bu alıntılarımızı paylaşıyor ve böylece daha geniş kitlelere ulaşıyoruz. Kitap; sembolik bir kitap değil, içinde apaçık bilgiler var.

D.Y: Kitabın son kısmında dünyanın gidişatı ve dünyanın sonu ile ilgili önemli kehanetler var. Pekçoğu da gerçekleşmiş durumda. Kanserin artışı, küresel ısınma, dünyanın manyetik kutbunun kayması, iklim değişiklikleri, doğal afetlerin artması, nüfusun artması gibi...Bu bilgiler alındığında, sene 1959’du. Bu olayların çoğu henüz gerçekleşmemişti değil mi?

T.E.S: Evet, kitabın en vurucu kısımlarından birisidir bu kehanetler. Ve bazı ülkelerin adı verilerek de, dünyanın son günlerinde yaşayacakları sıcaklık ve soğukluk değerleri rakamsal olarak verilmiş.

Aynı zamanda, başka bir güneş sisteminden bizim güneş sistemimize doğru yaklaşan bir gezegenden bahsediyor. Bu bilgi, Sümer ve Babil uygarlıklarındaki Marduk gezegenini anımsattı birçok insana.

Kitapta; bu gezegeninin güneşin manyetik alanını etkilediğini ve zincirleme olarak, güneşteki patlamalara, buzulların erimesine, manyetik alanının değişmesine, sellere, doğal afetlere ve dünyadaki iklim değişikliklerine de sebep olduğu hakkında bilgiler var.

D.Y: Kitap şu an hangi dillere çevriliyor?

T.E.S: İngilizcesi tamamlandı ve 2 yıldır https://www.amazon.com adresinde satışta. Kitabın İngilizce adı; The Divine Order and The Universe. http://www.divineorderanduniverse.org sitesinden ulaşabilirsiniz. Kitabın İngilizcesini yurtdışındaki pek çok üniversiteye, akademisyene, bilimadamına, iklim bilim uzmanlarına, astronomlara, gözlemevlerine, NASA’ya, CERN’e ve bu konuyla ilgili önemli adreslere yolladık. Kitap Fransızca, İspanyolca, Almanca ve Farsçaya çevriliyor.

D.Y: Bize İlâhî Nizam ve Kâinat Online projesinden bahseder misiniz? Kitabı daha iyi anlamak isteyenler için güzel bir fırsat olabilir…

T.E.S: Özellikle derneğimize gelen okuyucularımızdan gelen geribildirimlerde, biz tek başına kitabı okuyunca çok anlayamıyoruz diyenler oldu. Biz de dernek olarak bu kitabın okumasını online olarak yapalım, karşılıklı soru cevap şeklinde takipçilerimizin isteklerine cevap verelim diye düşündük.

Her hafta Pazartesi akşamları 21.00 ile 23:00 arasında okumaları gerçekleştiriyoruz. Ücretsiz, halka açık bir etkinlik bu. Bize gelmeleri gerekmiyor, biz takipçilerimize gidiyoruz. Ayrıca kaçıranlar daha sonrasında da kayıtları izleme imkanı buluyorlar.

İnterneti, cep telefonu ve bilgisayarı olan herkes bu uygulamaya katılabilir, ilahinizamvekainatonline@gmail.com adresine mail atmaları yeterli. Evinizde, işinizde, olduğunuz yerden internet üzerinden bizi izleyebilirsiniz. Kitabın okumalarını ve açıklamaları, dernek üyesi arkadaşlarımız yapacaklar. İlgilenenler için kaçırılmaması gereken güzel bir fırsat.

D.Y: Söyleşi için çok teşekkür ederiz Tülin hanım.

T.E.S: Ben teşekkür ederim.