ASL’A SADIK OLMAK

ASL’A SADIK OLMAK

CELSE: 12            

5.8.1962

 ASL’A SADIK OLMAK

 Dinle neyden kim hikayet etmede, ayrılıklardan şikayet etmede. O şikayet, vatan-ı aslinin özlemidir. Kendinize olan samimiyetiniz, Asl’a olan samimiyet kadar olsa, dağlar erirdi. Asl’a sadıklar, kendine sadıktır. Dolayısıyla sadakat, Asl ile kendini bir görmektir. Bütün varlıklar -bilcümle yaratık- Asl’ına sadığı arar. Ve ondadır. Denmişti ki, “Biz onların kalbine mühür bastık.” Onlar aslında sadık, kendinde değil. Ama basılan mühür, kanlı bir mühür değil, ıstıraplı bir mühür değil, adaletsiz bir mühür değil. O mühür, Müteal Fiil’in kendisidir. Asl’a sadıklar, kendine sadık olmadıkça neye yarar? Domuz ahırındaki tepişmeler, aslında hayvanlığa sadakattir. Ya insanlığa sadakat nasıl olmalı?

Korktuklarınız, bildiklerinizden gayri mi? Bildikleriniz sizi korkutuyor mu? Ya bilmediklerinizin içinde korkusuzluk varsa, ne yapacaksınız? Öyle an gelir ki, korkuyu dahi bilemezsiniz. Bildiğiniz, yalnız bildiğinizdir. Ve yalnızsınız. Teksiniz, hem çoksunuz. Kudretlisiniz, hem kudretsizsiniz. İsteyin; isteyişiniz ikrar olsun. Genç bir kızın hülyalı halleri, ancak onu anlayan bir delikanlı içindir. Düşünceleriniz genç kız seviyesinde kaldıkça, siz ancak bir delikanlı olursunuz. Fakat, bizim işimiz ihtiyar işi. Baharlarını çoktan arkasında bırakmış, prensip sahibi işi. Çinliler seddi niçin yaptı? Vicdanları ve düşünceleri delikanlıydı da onun için,  hülyalıydı da onun için. Sizler de böyle setlerden münezzeh olun. Arının. Yücelin. Sakin bir gecede, İlahi boşluğu ve sessizliği pırıltıları ile terennüm eden yıldızlara bakın. Onlar, dev bir bedenin kalpleridir. 

Ve bütün varlık, -bütün tekevvünat- bir kalptir. Ve Müteal için çarpar, Müteal’den dolayı çarpar, Müteal’e doğru çarpar. Müteallerin Müteali hepimizin yardımcısı olsun.

 hikayet: Hikaye.

ikrar: Kararlaştırma, kabul etme. Saklamayıp açıktan söyleme.

münezzeh: Temiz, arı, uzak.

tekavvünat: Yaratılmışlar, varlıklar.

terennüm: Güzel ve alçak sesle şarkı söyleme. Anlatmak, ifade etmek.