EZOTERİZMDE İNİSİYASYON

EZOTERİZMDE İNİSİYASYON

Bilgi bir tesirdir ve bu tesirin değiştirici, dönüştürücü bir etkisi vardır. Eğer bir bilgi bir varlığa ulaştığında o bilgi o varlık üzerinde öyle veya böyle bir değişim meydana getiriyorsa bu bilgi bir tesir veya bir enerjidir. Yani o dünyasal cihazlarınızla ölçemeyeceğimiz bir enerjidir. Bu bilgi kaynağından çıkıp hedefine ulaşıncaya kadar bir miktar enerjisini kaybetmektedir. Ayrıca bu bilgi paylaşıldıkça, birçok varlığa aktarıldığında bu değiştirici güç değiştirici enerjide doğal olarak azalmaktadır. Dolayısıyla elde edilen bilgilerin muhafazası maksadıyla ezoterizm doğmuştur diyebiliriz.

Ezoterizmde bilginin korunması, muhafazası maksadıyla çeşitli yöntemler uygulanmışsa da en çok tercih edilen sistem inisiyatik eğitim sistemidir. Bu sistemde mürşit ve mürit yani öğretmen ve öğrenci modeli oluşturulmuştur. Ezoterik öğretiyi koruyan ve bunu belli dozajlarda ve şekillerde gelecek nesillere aktaran kişi mürşittir. Mürit ise geleceğin mürşit adayıdır ve hayatını inisiyatik bilgi ile elde etmiş olduğu ilkelerle yaşamak zorunda ve almış olduğu bilginin uygulamasını yaparak mürşit olma yolunda ilerlemektedir. Bu sisteme inisiyatik eğitim sistemi diyoruz.

İnisiyasyon için öncelikle şart olan iki unsur bunlardır yani öğretmen ve öğrenci. Bu sistemin başarılı bir şekilde gelişmesi, yürümesi içinde bazı şartlar gereklidir. Bunları üç ana başlıkta toplayabiliriz: 1- Sükut. 2- Sembolizm. 3- Ruhsal Tesir.

Sükut Etmek

İnisiyatik öğreti okullarında inisiye adayın karakterini ölçmek için onun kendisine verilecek bilgileri ne derecede sükut içinde saklayıp saklamadığı konusu takip edilirdi. Öğrendiklerini başkalarına gelişigüzel anlatıp anlatmadığı gizliden gizliye izlenirdi. Bir sırrı saklayabiliyor mu, saklayamıyor mu?

Dolayısıyla inisiyasyonda bilgiler bir sır olarak verilirdi ve inisiye adayından bu sırrı kimseye söylememesi istenirdi. Çünkü bir şeyin gizli olması onun ifade edilmesindeki güçlüğe bağıldır. İfade edilmesi ne kadar güçse o şey o kadar gizli demektir. Belki de o derecede hakikate yakın bir bilgidir. Müride o şekilde bir hakikat gösterilir ki onu başkalarına açıklayacak bir gücü de kendisinde bulamaz.

Bilgi böyle kapalı bir sistem içerisinde bir sır olarak verilir ve bu şekilde korunur, muhafaza edilirdi. İnisiye adayı inisiyasyon macerasında ilerlerken sırların çeşitli seviyeleriyle karşılaşırdı. Örneğin, küçük ve büyük sırlar gibi. İlk etapta müritlere küçük sırlar öğretilirdi. Gelişimini ilerletebilen, belli bir çabayı gösterebilen öğrenciler daha sonraki aşamalarda büyük sırlara vakıf olurlardı.

 Sembolizm

Ezoterik bir öğretinin dışında kalmış bir insan için böyle bir sır ne anlaşılabilir ne de kavranabilir bir durumdadır. Bunun böyle kalmasını sağlayan unsur sembolizmdir. Ezoterik yolun veya örgütün dışındaki insanların bu sırlara ulaşmaması için bu sırlar tarikat mensupları arasında semboller vasıtasıyla aktarılır. Örgüt dışında bulunan birisi sembolü görse de onun neyi ifade ettiği hakkında en ufak bir bilgisi olmayacaktır.

Fakat inisiyasyon içerisindeki birey aldığı inisiyatik eğitimden dolayı bu sembolü çözebilmektedir. En azından ilk yıllarında bir sembolü çözebilmek için belki aylar boyu oruç tutarak sembol üzerinde tefekkürde bulunmaktadır. Fakat zaman içerisinde eğitimiyle birlikte sembolleri anlaması daha kolay bir hale gelmektedir.

 Ruhsal Tesir

Üstattan müride nakledilen, sırrın kendisi değil, sembolüdür. Onu anlaşılır hale getiren ruhsal tesirdir. Bir üstadın müride öğretmek istediği şeyde sembolle birlikte özel bir ruhi tesirde vardır. Mürit burada öğretmeninden bir anlamda ruhsal bir tesir almaktadır. O tesirle beraber o sembol onun zihninde gelişecektir.

Yani inisiyasyonun ileri safhalarında da öğrenciler açık bilgi elde edemezler. Yine sembol nakledilmektedir fakat sembolün anlaşılması için ruhsal bir içerik de onunla birlikte verilmektedir. Burada öğrenci bir çaba sarfederek elde etmiş olduğu bu tesiri bir bilgiye dönüştürmek zorundadır. Tabi ki tüm bunlar üstatlarının gözetiminde gerçekleşir.

Zaten bütün inisiyatik çalışmaların esası, ruhsal tesirin bir taraftan alınıp, bir tarafa naklinden ibarettir ve nakli kolaylaştıracak bütün çalışmalar inisiyatik çalışmalardır. İnisitayik çalışmaya giren kimse önce kendinin en kaba tarafalarından hareketle, giderek en üstün şuur hallerine kadar geçerek kamil insan denilen olgun ve gelişmiş bir insan haline gelir. İnisiyasyonun amacı budur. Bununda meydana gelmesi için muhakkak ruhsal bir etkinin aktarılaması gereklidir.

 İNİSİYE ADAYI

Bir ezoterik toplulukta inisiyasyonun gerçekleşmesi için gerekli olan unsurlar şunlardır:

1- Eksiksiz niteliğe sahip olacak mürit. O grubun realitesine uygun olarak bir öğrencinin nitelikleri eksiksiz olmak zorundadır. Hiç değilse o yolun aradığı şartları içermesi lazımdır.

2- Düzenli bir şekilde bilgileri ve tesirleri kabul etme yeteneğinde olacak. Bir kişinin karekter ve kişilik özellikleri, genel yapısı mükemmel olarak kabul edilebilir fakat bunun yanı sıra düzenli bir şekilde alıcılıkta, istenir. Yani orta düzeyde psişik hassasiyette isteniyor. İnisiye adayı ileriki zamanlarda öğrenimi sürecinde birtakım psişik fenomenlerde yaşamaktadır. Ruhsal dünyanın yasalarıyla ilgili bilgilerini artırabilmesi için böyle bir yeteneğe ihtiyaç vardır. Üstelik almış olduğunu kendinden sonrakilere de aktaracak bir yeteneğe sahip olmalıdır.

3- Kişisel olarak kendini gerçekleştirme yeteneğinin bulunması lazımdır. Kendi iç benliğini gerçekleştirdikten sonra, kişiliğinin de iyice gelişmiş olası gerekmektedir.

Görüldüğü gibi, inisiyasyona girecek olan müritte gerçekten fiziksel, ahlaksal ve zihinsel nitelikler olması gerekmektedir. Kişi ruhsal ahenk içerisinde olmalıdır. Her türlü kompleksi olan insanlar böyle bir inisiyasyona giremezler. Kişi duygularına hakim olmayı öğrenmiş olmalıdır.

İnisiyasyona kabul edilmek için emredici dört şart vardır. Bunların arasında her ezoterik tarikata mahsus özel şartlar da öne sürülebilir. En genel olanları dört tanedir.

 1-Beden Temizliği

Burada temizlikten kasıt fiziki bedenin muntazam bir şekilde banyo yapması anlamına gelmez. Beden temizliğini asıl meydana getiren husus, bedenin beslenmesinden meydana gelen temizliktir. Bedene ait birtakım tesirlerin doğru ve doğal beslenmeyle muntazam hale getirilmesidir.

Alkol, esrar, sigara gibi zehirler, aşırı ve karışık yemekler ve aşırı cinsel arzu ile doğal olmayan gıdalar yasaktır. Yani bedeni en üst düzeyde korumak prensibi söz konusudur. Bildiğimiz ve hepimizin uyguladığı temizlikten başka bedenin içsel dengesinin bulunması adayda aranan birinci şartlardandır.

2- Duygusal Bir Asalet

Duygusal asalet insanlara karşı gerçekten insanca duygular içinde kalmaktır. Yani şefkat, merhamet duyguları bir inisiye adayında mutlaka bulunmalıdır. İnisiye adayı karşısındakinin hassasiyetini kendi hassasiyeti gibi korumalıdır. İnsanlarla ilgili menfaat, çıkar duygularına sahip olmaması şarttır. Kısacası duyguları yüksek ve yükseltici nitelikte olmalıdır.

3- Mantal Safhada Zihin Genişliği

Bu birçok unsuru içerisinde barındıran bir yeteneği gerektirir. Öncelikle öğrencinin zeki olması gerekmektedir. Öğrendiğini ilkeler tarzında prensipleştirmesi gerekmektedir. Ayrıca çok iyi bir gözlemci olabilmelidir. Öğrendiklerini doğada ve olaylar içerisinde gözlemleyebilme kabiliyeti olmaldır. Deterministik yani sebep sonuç zincirini zihninde daima kurabilmelidir. Olayların neden kaynaklandığını hem fiziki hem metafizik olarak açıklayabilecek bir zihinsel tavra ihtiyaç vardır.

4- Spiritüel Yükseklik

Spiritüel yükseklikten kasıt olgun bir varlık olmaktır. Tüm bahsettiğimiz şartları zaten ruhsal gelişmişlik içerisinde barındırmaktadır. Adayın olgunluk seviyesi çok çetin sınavlardan geçirildikten sonra anlaşılabiliyordu. Kolay bir inisiyasyon yoktur. Bazı ezotrik toplumların sınavlarında başarısız olan aday ölümle karşı karşıya kalabilirdi. Yani örneğin, labirent gibi mabedin içerisinde eğer yolunu bulamazsa sonsuza kadar burada kalma riski vardı. Tüm sınavların amacı adayın ruhsal açıdan hangi seviyede olduğunu ölçmekti. Bu sınavlarda sadece fiziksel zorluklar sınanmıyordu, aynı zamanda sabır, bilgiye olan istek, zeka, duygusallığın hakimiyeti, esneklik gibi pek çok nitelik adayda bu şekilde ortaya çıkıyordu.

 EZOTİZMDE VAR OLAN BAZI UNSURLAR

İnisiyasyonda eğitim konusu olan konulara geçmeden önce dilerseniz ezoterizmde var olan bazı unsurlara bir göz atalım.

 Kutsallık

Ezoterizm kutsal bilgilerin anlaşılmasına yardımcı olan bir öğreti şeklidir. Yani dinlerin kendi içerisinde saklı kalan bir çok unsur ezoterik öğretide açığa kavuşmaktadır. Dolayısıyla ezoterik öğretide gizli olarak ifade edilen hususlar dinlerde “sır” ismini almıştır.

Ezoterik çalışmalarda görünenle hissedilen taibatın ötesinde, görünmeyen güçler tarafından iskan edilen yüksek bir realitenin varlığı da anlatılır.

Eski ezoterizmin evreni üçlü bir görünüme ayrılmaktadır. Maddesel, psişik ve ruhsal. Ve evreni anlatan diyagramlarında insanı merkeze koymuşlardır. Çünkü insanda bu üç dünyayı da kapsayan unsurlar mevcuttur. Yani madde de vardır, psişe de, ruh da… Hatta Fisagorcular insanı küçük evren (mikrokozmos) olarak nitelendirmişlerdir. Aynı zamanda bir de büyük evren yani makrokozmos vardır. İnsan sanki dış evrenin bir modelidir.

Ayrıca bu insandaki üçlü ayırımın karşılığını da şu şekilde açıklıyorlar: Bedene karşılık maddesel alem, Can’a karşılık psişik alem, Ruha karşılık spiritüel alem. Bu üçlü ayırım sonradan da devam etmiştir. Yunancada zihne “nous,” cana “psihe,” bedene de “soma” denir. Latince karşılıkları Spiritus: zihin, zeka; Anima: can ve Korpus: beden. Osmanlıcada bunlar kelam, nur ve hayattır. Spiritüel litaratürde ise bunlara ruh, beden ve her ikisi arasında olmak üzerede perispri terimleri kullanılmaktadır.

 Gelenek

Ezoterizmde gelenek teriminin de özel bir kullanışı vardır. Yani bugün sosyolojide kullanılan anlamın dışında bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır. Bunu biraz açıklamaya çalışalım:

Evrende mevcut bir düzen vardır ve bu düzeni tayin eden sonsuz bir ilke vardır. Bu sonsuz ilkenin şuuruna varmayı kolaylaştıran birtakım kutsal araçlar mevcuttur. İşte, bu araçları soydan soya nakletmeye gelenek yani tradisyon denilmektedir.

Bu tanımda evren ilkelerinin şuuruna varmayı kolaylaştıran kutsal araçlardan söz ettik. Şimdi, ezoterizmde sezgi, akıl, müdrike özel tarzda bilgi edinmeye özgü üç meleke yani yetenektir. Bunlar insanların özel bir tarzda bilgi edinebilmeleri için üç araçtır. Beden için sezgi, can için imajinasyon ve ruh için saf entelekt ya da aşkın sezgi anlamında müdrike kavramları kullanılmaktadır.

Evrende muhakkak ki her şey belirli kurallar dahilinde cereyan ediyor. İnsanın sezgisiyle bunları anlama imkanı vardır. Bunları anladığı zamanlarda bir yere not ediyor. Bu not ettiğiniz bilgiyi güvendiğiniz birisine bir yerde söylüyorsunuz. Bu şekilde o kişi sizinle beraber birtakım ilkeleri saklayan kişi oluyor. Ve doğal olarak bunu sizden sonra gelecek soylara da aktarmak istiyorsunuz. Yani tesirin bir yerden başka bir yere nakledilmesi en büyük ilkelerden biridir. Bunu yaptığı zaman insan bilginin kuşaktan kuşağa geçmesinde bir görev yapmış olur. Ezoterizmde gelenekten kasıt budur.

 Semboller

Ezoterik bilimde semboller önemli yer tutar. Ruh ve beden arasında köprü kurarken semboller bütün anlaşılabilir kavramları hissedilir hale getirirler. Sembol, özellikle göze hitap eden bir imajdır. Kelime tarzında olduğu uzaman anlayışa hitap eder ve yine imaj niteliğini yitirmiş değildir.

Semboller analitik olmaktan çok bütünsel tarzda bir fikir topluluğunu ifade eder. Örneğin, elinde meşale tutan bir kol semboldür. Aslında bütünleyicidir. Pek çok fikirleri hatta bilgileri bir araya getirmiştir. Herhangi bir kimse, kendi kapasitesi hangi seviyede olursa olsun, bunları yorumlayabilir.

Sembolik çalışmalar esasında doğadan gelmektedir. Semboller bilimi doğal olanda doğaüstü realite sembolleştirmiştir. Doğal olanı gözlemlediğimiz zaman onda doğaüstü olanı da görmemiz lazım. Bunu başarabiliyorsak ezoterik olarak çalışıyoruz demektir. Evren bizzat evrenüstü bir ilkenin sembolüdür. Evrenin kendisine ait bilgileri deşmeye başladığımız zaman evrenüstü ilkeleri yakalamaya başlıyoruz.

 Büyük ve Küçük Sırlar

İnisiyasyon safhaları bir mertebeler silsilesidir. Tam bir inisiyasyonda üç büyük safha vardır: müride önce küçük sırlar, sonra büyük sırlar ve nihayet gerçek sırlar gösterilir. Küçük sırlara ulaşmış kimselere Eski Mısırda “Mist” ismi verilirdi (Mister’da oradan gelmektedir). Küçük sırlar Mist’lere kozmolojiyi yöneten birtakım yasalar olarak verilirdi. Bu aynı zamanda büyük sırlar için bir hazırlık devresi olmaktadır.

Bazen buna yolculuk ya da sınavlar denilen saflaşma merasimleri de eklenir. Mist yani inisiye bu bilgileri alırken, bir taraftan da kendini saflaştırmaya çalışırdı. Hem bedensel olarak hem de ruhsal olarak saflaşmak için pek çok sınavdan geçmek zorundaydı.

 Merasimler

Bütün bu sınavların, törenlerin, sırların asıl amacı müridi bir çocuk kadar saflaştırmaktır. Böylece mistik bir saflaşmaya kavuşulabilecektir. Tabi, bu bildiğimiz bir çocuk kadar saf halde olmak demek değildir. Büyük bir temizlik hali ifade edilmek istenir. O kişide herhangi bir uyumsuzluk devam ediyorsa, gelen ruhsal tesiri nakletmek mümkün olmayacaktır. Tesiri polarize edecek hiçbir uyumsuzluğa sahip olmamalıdır.

Bu tam anlamıyla bir nefis mücadelesi gerektirmektedir. Yani bilinçaltıyla bilinci dengede tutmak demektir. Bilinçaltı problemlerini halletmiş olmak gerekir. Bu saflaşma için kabukların kırılması denilebilir. Kişinin öz varlığını tezahür ettirebilmesi için yaşam boyu elde etmiş olduğu kabuklarını kırması gerekmektedir. Kabuk geçmiş ruh hallerinin psişik tortusudur. Bu psişik tortu atılınca kabuk kırılmış olur. Yıllar süren inisiyasyonun ilk amacı müritteki bu kabukları kırmaktır.

 

Büyük Sırlar

Büyük sırlar aşamasında gerçek spiritüel dersler öğretilirdi. Gerçek spiritüel amaçlar oluşuncaya kadar yapılan her bir çalışma büyük sırların esasını teşkil eder.

Ezoterik çalışmalar aslında inisiyasyona yönelik çalışmalar demektir. Bu çalışmalar insanları bazı hakikatlerle karşılaştırmak, kendisini tanımak amacıyla yapılan çalışmalardır. İnsanın hakikati keşfetmesi için önce kendini keşfetmesi gerekir. İnisiyasyonun bütün amacı insanın kendi kendine sahip olmasıdır. Yani benliğini tekrar şuurlu olarak ele geçirilmesidir. Bu da yüksek ruhsal enerjiyle temasa geçmekle mümkündür.

Zaten inisiyisayson hareketlerinin son kısımlarına doğru, inisiyede ruhsal halet farkları oluşmaya başlar. Bunu, hocası derhal anlamaktadır. Özellikle öğrenci artık usta olma devresine geçtiği zaman, bir tür özel hücrede kendi kendine, kendisinde verilmiş olan alıştırmaları uygular. Bunların içerisinde çoğunlukla astral seyahat, durugörü gibi birtakım psişik yetenekler vardır.

 Fakat üstadın beklemekte olduğu en önemli nokta öğrencinin gerçek bir ilhama, sezgiye sahip olmasıdır. Ve gerçekten sağlam bir ilham gerçekleştiği zaman, üst planlarla bir kontak temin ettiği anda, öğrencide bir değişiklik meydana gelir ve değişiklik üstadı tarafından fark edilir. O artık kendi şahsiyetini bulmuş kendi kişiliğini geliştirmiş, kendi ayakları üzerinde yürüyebilecek bir varlıktır. Bundan sonra üstadın yapacak bir şeyi kalmamış inisiyatörlük göksel inisiyatöre aktarılmıştır.

 EZOTERİZMDE AMEL

Amel, Fransızcasıyla “aksiyon.” Türçesiyle “eylem” anlamına gelen bir kelimedir. Doğrudan doğruya “yapılan iş” manasına geldiği gibi, “işlenen hareket” anlamına da gelebilmektedir. Ezoterizmde eylemin önemi büyüktür. Spiritüel kültürde buna uygulama denir. Her insan almış olduğu eğitimin uygulamasını yapmalıdır. Bu uygulama vicdandan gelen itme gücüyle uygulanır.

Eylemin insan ruhunda oluşturduğu etki büyüktür. Hiçbir bilgi, saf olarak insan zihni içerisinde kaldığı sürece, yük bir bilgi oluşturmaktan öteye gitmez. Bu bilginin insan gelişimi için gerçekten bir yararı yoktur.

Ruhsal bilgilerden öğrendiğimize göre hayat her şeyden önce, cevher olarak yüksek bir yapıya sahip insan ruhunun sadece tatbikat yoluyla fizik alem hakkında bilgi edinmesine olanak veren imkanlar sistemidir. Bunun en güzel şekli bilginin bilinçdışına aktarılmasıdır. Bir bilginin bilinçdışına geçirilmesi için bilginin çeşitli şekillerde uygulanması gerekmektedir. Yani bizzat o bilgi yaşanmalıdır.

 BÜYÜK EYLEM

Hemen hemen bütün ezoterik çalışmalarda asıl evreyi büyük eylem ya da kadim ifadesiyle büyük amel oluşturur. İnisiyasyonun belli bir aşamasından sonra büyük eylem denilen aksiyon içerisine girilir. Burada amaç gizli ve yıkıcı tesirlere karşı harekete geçmektir. Bu türden tesirlere karşı bütün benliğiyle mücadeleye başlamak demektir.

Burada gizli ve yıkıcı tesirler ifadesinden şu anlatılmak istenmektedir: İnsanın egosunun yüksek kişiliğinden çok, geri kalmış bireysel unsurlardan beslenmesidir. Bu farkına varılmadan uygulanan çok ince bir nefsaniyettir. İnsanlara bir şey verirken bile onun arkasında şan, şöhret, saygı duyulma isteği, insanların ona bağlı kalması gibi bazı duygular fark ettirmeden devreye girer.

Birey büyük iyilikler yaptığını sanır ve içsel olarak huzurludur fakat yaptığı bu iyilik aslında tamamen onun gizli kalmış birtakım saygı duyulma, insanların kendine bağlanması, gibi gizli kalan fakat devrede bulunan birtakım geri seviyeli isteklerinin bir eseridir. Ve kişi kendini tanımada çok ustalaşmadığı için gerçek niyetini çözmekte zorlanmaktadır.

İşte, büyük eylemde maksat bu türden geri kalmış duygu tesirlerini, egosal isteklerini tespit ederek bunlarla mücadele etmektir. Mücadele edilmesi gereken en önemli unsurlardan biri olduğu için buna büyük eylem denilmektedir. Çünkü bu türden geri tesirleri tespit etmek çok zordur.