Ezoterizmde Daire Sembolü

Ezoterizmde Daire Sembolü

GREKÇEDE iç, içsel anlamlarına gelen esoterikos sözcüğünden türetilmiş ezoterizm kelimesi medyomsal irtibatlar sonucu elde edilmiş ve nesiller boyunca yazılı veya sözlü olarak aktarılagelen soyut karakterli bilgilerin halktan gizlenerek, sadece liyakatli kişilere semboller vasıtasıyla öğretme metoduna verilen isimdir. Bu semboller sayı, şekil, çizgi, renk, fikir, görüş ve yorumlar olup her toplumda çeşitli farklılıklarla kendini gösteren şifreli bir lisanı oluşturur. Sembollerin kullanılmasının sebebi, bu metodun genel ve yalın bir anlatım olmasından dolayı yüksek bir bilgiye muhatap olan kişiyi fazla bir yük altında bırakmadan hayal etme ve kavrama gücünü uyararak kendine uygun bir tarzda çözümlemeye gitmesini sağlamak içindir. Bundan dolayı ezoterik kültürde zaman içinde farklı anlayışlar ve buna bağlı olarak da farklı gelişim yönleri ortaya çıkmıştır. Bu konuda Sadıklar Planı şu açıklamayı yapıyor:

… Bilgi, süzüle süzüle verilmek iktiza eden (gereken) bir potansiyeldir. Söz unutulabilir, konuşulup geçilebilir fakat yazı unutulmaz, tekrar edilebilir. Bu demektir ki, sözdeki potansiyel ile yazıdaki potansiyel çok farklıdır. İşte, kısaca buna benzer şekilde bilgi, kainat kanunları, büyük prensipler, ışık ve büyük rehberler; varlığın ezilmeden, yıkılmadan, yavaş yavaş, tedriç nizamı içerisinde yükselebilmesini temin için birtakım şekillerle ve ifadelerle, revizör rumuzlarla ortaya konmuştur. Sadelik ve basitlikte hikmet vardır. İşte sembol de bu bakımdan hikmetlidir.

Sembol, görünüşü itibarıyla her ne kadar objektifse de, muhtevası (içeriği) bakımından büyük bir subjektiviteyi haizdir (sahiptir). Çünkü onun meknuz (saklı) kuvveti ve enerjisi, potansiyeli, her fert için, her varlık için değişik değişik renkler ve nüanslar arz eder. Şu anda bir mavi renk görseniz hepinizin duygu ve imajinasyonu başka başkadır. Bu, yüz kişi de olsa öyledir, yüz bin kişi de olsa öyledir. Demek ki sembolün ihtiva ettiği (içerdiği) kudret, bilgi ve tesir ne denlü derin ve şümullü (kapsamlı) ise, ona muhatap olan varlıklar üzerindeki tesiri de o derece derin ve şümullüdür.

İnsanlığın arşetipik sembollerinden biri de daire sembolüdür. Bu sembole kimi zaman merkezsiz bir çember, kimi zaman merkezinde bir nokta veya kendisinden daha küçük bir daireyi içeren bir çember, kimi zaman da dekore edilmiş bir çark veya güneş diski olarak rastlanır. Daire, köşeleri olmayan kusursuz bir şekildir. Başı ve sonu yoktur. Noktanın eşitlik içinde yayılmış halidir. Çember üzerindeki tüm noktalar dairenin merkezine eşit uzaklıktadır. Tekliğin, bütünlüğün, tamlığın, ayrımsızlığın ve yoktan var edilen kainatın sembolü olarak kabul edilir. Başlangıç ve bitime sahip olmayan görüntüsü ona aynı zamanda dinamiklilik ve süreklilik özelliği de vermektedir.

James Churchward’a göre daire sembolünün kökeni kadim Mu Uygarlığı’dır. Churchward bu konuda şu bilgileri vermektedir: Daire ve noktalı daire, Mu hiyeratik alfabesinin ilk harfidir, alfabemizdeki “a”ya karşılık gelir. Mu Kıtası’nda Tanrı’nın tekliğini ifade etmek üzere Ra denilen güneşi sembolize ederdi. Fakat güneşe tapma gibi bir kült söz konusu değildi. Önceleri dairenin içi boştu fakat başka kavramların da açıklanması gerektiğinden, sonradan dairenin içine nokta veya daha küçük bir daire eklendi. Bu gelenek Mu’nun kolonilerinde de sürdürüldü. Bilgelik kökenini Mu’dan alan Uygurlar’da ortasında daha küçük bir daire bulunan daire tercih edildi. Uygur Türklerinin ortasında daha küçük bir daire bulunan daire sembolünü tercih ettikleri belirtiliyorsa da Orhon ve Yenisey Yazıtları gibi eski yazıtlardan, Proto-Türklerin içi boş ve noktalı daire sembollerinin ikisini de kullandıkları anlaşılmaktadır.

Ortası noktalı daire hakkındaki görüşler de şöyle özetlenebilir: Nokta, dairenin merkezi olup daire üzerindeki tüm noktalara eşit uzaklıktadır. Daireye göre kökendir, daireyi oluşturandır, dairenin özü ve en iç olanıdır. Dairenin, merkezinden geçen bir eksen etrafında döndüğü düşünülürse, merkez sabit olandır, değişmez olandır, daireyi hareket ettirendir. Daireyi eğer noktanın yayılması olarak ele alırsak, nokta, dairenin tohumu, çekirdeğidir. Tezahürü oluşturan prensiptir, ilk nedendir.

Eski Mısır’da daire sembolü sonsuzluk bilgisiyle ilişkilendirilmiş olup Anana papirüsünde şöyle ifade edilmiştir: Ebediyette son yoktur. Bunun sonucu, ebediyet bir dairedir. Eğer yaşıyorsak bu sonsuza dek sürmek zorundadır.

Eski Mısır’da daire sembolünün içerdiği bilgiyi anlatmak için güneş diski de kullanılmıştır. Bu güneş diski veya ezoterik geleneklerde ifade edilen merkezi güneş, bugünkü bilgimize göre Yaratan tarafından var edilen ilk enerjinin yoğunlaşıp, sürekli bir yayın halinde kalmasından doğan özel yapıyı sembolize etmektedir. İlk enerji bütün bilginin nüve halinde, enerjetik bir genişlikte konsantre olup biriktiği yerdir. Her şeyin temeli, inşa edici birimi ve aslıdır. İlk enerji ruh, zaman, hayat ve fizik enerjilerini içermektedir. Özellikle zaman enerjisi varoluşun büyük bir kısmını oluşturan hammaddeyi sağlamıştır. Zaman enerjisi olmasaydı fizik enerjinin madde halinde form tutabilmesi mümkün olmazdı. Hayat enerjisi ise oluş demektir. Olmanın ilk sebebidir. Bundan dolayı tüm var olanlar canlıdır. Devamlı bir değişme, gelişme, başkalaşma ve nihayetinde entropi yasası gereği dağılmaya mahkumdurlar. Ruh ise kainatta şuurlu hareketi meydana getiren unsurdur. Şuurluluk da hayat ve zaman enerjilerinin meydana getirmiş olduğu fizik enerjiyi tayin eden kanunları kapsamak ve bu kanunları kullanarak değişiklikler yaratabilmek demektir. Tüm bu enerjiler, bizzat zeki enerjiler olarak, aynı zamanda genel kainat zekasının da parçalarıdırlar. Yani her enerji, bir kainat programına bağlı olarak kendi maksadına ve planına sahiptir. Varlık sisteminde meydana gelen bütün değişiklikler bunlara göre olur. Kainatta mevcut olan mekanlar, mekanlardaki boyut sistemleri bu enerjilerin değişik kombinasyonlarda ve yoğunluklarda sürekli olarak sıralanmasından meydana gelir. Güneş diski etrafında çevrelenmiş yılan da bu bilgiyi, yani evrendeki boyutlanmaları sembolize etmektedir. Evrendeki boyutlanmaları, esasen birleşik tek bir alan olarak düşünmek gerekir. Her boyut sahip olduğu canlılık ile evrenin amacına uygun faaliyet gösterir. Bir’lik denilen ve bütün varlıkların en büyük idealini (tekamülünü) oluşturan yön de, giderek yoğunlaşan bir enerji birikiminin kaymalarından meydana gelen çeşitli hayat safhalarını bilmek, görmek, alemi tanımak, bütün ve birleşmiş bir ruhsal enerji olarak daha yoğun bir hale geçmektir.

 KAYNAKLAR:

 

Sadıklar Planı “Ruhsal Tebliğler”, 3.baskı, Ruh ve Madde Yayınları, İstanbul, 2010.

Salt, Alparslan, Çobanlı, Cem, Meta Ansiklopedi, Ruh ve Madde Yayınları, İstanbul, 2010.

Arıkdal, Ergün, Ansiklopedik Metapsişik Terimler Sözlüğü, 4. baskı, Ruh ve Madde Yayınları, İstanbul, 1998.

Salt, Alparslan, Semboller, 1. baskı, Ruh ve Madde Yayınları, İstanbul, 2006.

Ersoy, Necmettin, Semboller ve Yorumları, 1. baskı, Dönence Yayınları, İstanbul, 2000.

Bilyay Vakfına ait çeşitli ruhsal tebliğ metinleri.