MAKAMLARDAN GELEN ŞİFA: TÜRK MÜZİĞİ İLE TERAPİ

MAKAMLARDAN GELEN ŞİFA: TÜRK MÜZİĞİ İLE TERAPİ

TÜRK müziği makamı ile tedavide tek isim olan Yard. Doç. Dr. Rahmi Oruç Güvenç, bir rüya ile başlayan müzik serüvenini ve Türk müziği ile terapiyi  Ruh ve Madde Dergisine anlattı.

Rahmi Bey, on iki yaşında iken bir rüya görür. Rüyasında hiç tanımadığı bir kişi ona bir keman verir ve çalmasını ister. Rahmi Bey çalmayı bilmediğini söyler. Adam ısrar eder. Bunun üzerine kemanı alır ve çalmaya başlar ve bundan keyif alır. Uyandığında rüyasını babasına anlatır ve babası ona bir keman hediye eder. Bu şekilde Orta Asya’dan günümüze gelen Türk müziğini canlandıran ve bu bölgelerden topladığı ya da atölyesinde yeniden yaptığı unutulmuş yüzlerce enstrümana yeniden hayat vereceği müzik yoluna adım atmış olur.

 1948 yılında Kütahya Tavşanlı´da doğan Yard. Doç. Dr. Rahmi Oruç Güvenç,  İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümünü bitirdi. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Kliniğinde, Prof. Dr. Ayhan Songar´ın yanında müzikle tedavi konusunda klinik psikoloji doktorası yaptı ve bu konuda tek uzman oldu. Daha sonra Cerrahpaşa Tıp Fakültesinde Türk Musikisini Araştırma ve Uygulama Merkezini kurdu. Ayhan Songar´ın emekli olmasından sonra Cerrahpaşa Tıp Fakültesinden ayrılarak Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsünde Türk Musikisini Araştırma ve Tanıtma Biriminde öğretim üyesi olarak görev aldı ve emekli oldu.

 1976’da TÜMATA’yı  (Türk Müziğini Araştırma ve Tanıtma Grubu) kuran Güvenç tüm çalışmalarını halen burada sürdürüyor. Türkiye’nin yanı sıra Almanya, İspanya, İsviçre ve Avusturya’da da musiki ile şifa dağıtan Güvenç, en az 6000 yıllık geçmişi olan bu geleneği yetiştirdiği öğrencilerle birlikte yaşatıyor.

Yasemin Kayan (YK): Müzik,  titreşimleri harekete geçirirken nasıl tedavi ediyor? Bu titreşimler bedende nasıl fonksiyon görüyor?

Rahmi Oruç Güvenç (ROG):  Bunun birkaç türlü açıklaması var. Bunlardan bir tanesi limbik sistem. Beyin korteksinden alt beyinciğe kadar olan bölümün içinde limbik sistem bulunmaktadır. Bu limbik sistemin içinde “Papez Devresi’’ denilen bir organizasyon var. Bu papez devresi, dışardan alınan ses uyarılarını duyguyla değiştiren bir fonksiyonu vardır. Diğer bütün tedavi sistemlerinde ilaç draje veya sıvı olarak alındığında kana karışması için 15 -20 dakika süre geçmesi gerekmektedir ama müzikle tedavide öyle değil. İşitme sinirleri limbik sistemin içinden geçiyor. İşitme kanalı ile alınan bütün uyaranlar  endokrin ve merkezi sinir sistemini etkiliyor ve anında reaksiyon gösteriyor. Onun için müzikle tedavi en hızlı etki gösteren tedavilerden biridir. Duyduğunuz andan itibaren başlıyor etki. Ayrıca ses titreşimleri 8 cm bedene girebiliyor. Bir de icra edilen makamların ses dizilerinin enformatif bilgi taşıma özeliği var. Bu bilgi taşıma bazı organları ve bazı yapıları örneğin kas yapısını etkileyici frekanslar üretiyor. Beyin elektrosunda ve kalp elektrosunda bunlar tespit edilebiliyor.

Ankara Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Algoloji yani ağrı bölümünde, ağır ağrılı vakalar dahil müzik terapisi ile yüzde kırk oranında ağrıyı oluşturan stres hormonlarının düştüğü görülmüştür. Demek ki stres hormonları ölçülebiliyor ve müziğin etkisiyle nasıl değişiklik olduğu gözlemlenebiliyor.

Ayrıca Amerika’da organların olduğu gibi her hücrenin de sesi olduğu bulundu ve bunu ölçebiliyorlar. Hasta olan hücrelerin sesi feryat edici tarza dönüşüyor. İçki içildiği zaman da hücreler aynı şekilde feryat edici bir özellik gösteriyor. Bunun da hastalıkların teşhis ve tedavisinde kullanılacağına dair bilgiler var.

YK: Bu ölçümü nasıl yapıyorlar?

ROG: Hücrelerin sesi özel bir cihazla yükseltilerek bu çalışma yapılıyor. Plak gibi düşünün. Özel bir temasla titreşimleri alıp sese dönüştürebiliyor.

YK: Siz Türk müziği formunu kullanıyorsunuz. Bu formun tedavide nasıl etkisi olduğunu açıklayabilir misiniz?

ROG: Türk musikisi diye bir zaman koridoruna girdiğimiz zaman çok eskilere gidiyoruz. Çok önceleri Türk dünyasında kullanılan müziğin adı 5 sesli dediğimiz “pentatonik” müzik formudur. Bu nedir? Bir gam içinde normalde oktav ile 8 ses, oktavını çıkarırsak 7 ses kullanılır. 5 sesli müzikte oktavı ile 6 ses, oktavını çıkarırsak bir gam içinde 5 sesin kullanıldığı bir sistem. Bu müziği günümüzde anlamak için Çin, Japon, Keltik, Eskimo ve  bazı Afrika müziklerine bakabiliriz.

Türkler bu 5 sesli müziği Şamanlar döneminde kullanmışlardır. Gerçi Türkler  “Şaman” kelimesi yerine “Baksı” ya da  “Kam” kelimesini kullanmışlardır. Uygur Türkleri ise  “Pinhor” derler.

 Bu 5 sesli müzik formu arama ya da çalışma sonucu ortaya çıkmamıştır. Yukarısının bir hediyesidir.  Sonra bu müziğin etkileri araştırılmış. Mesela transa geçirici bir etkisi var. Ben 1976 yılında Londra’ya  gittiğimde,  Nordoff  Robins Müzik Enstitüsünde özellikle pentatonik müzik ve otistik çocuklar üzerlerindeki etkisi üzerine çalışıyorlardı. Pentatonik müziğin otistik çocuklarda kendine güven ve kararlılık duygusu oluşturduğunu bulmuşlardı. Sonra ben araştırmalar yaptım. Pentatonik müziğin beyinde Alfa ve Beta ritimlerini artırdığını gördüm. Bu da trans göstergesidir. Trans göstergesi olunca ne oluyor? Beyinde daha önce kullanılmayan bazı merkezler kullanılır hale geliyor.  Pentatonik müziğin böyle bir etkisi var.