İMGELEME NASIL GERÇEKLEŞİR?

İMGELEME NASIL GERÇEKLEŞİR?

İmgeleme tam olarak nedir? Esas olarak görebildiğiniz, işitebildiğiniz, dokunabildiğiniz, koklayabildiğiniz ya da tadabildiğiniz bir düşünce akışıdır. İmge, deneyimlerinizin ya da fantezilerinizin içsel bir temsilidir. Zihninizin bilgileri kodlama, depolama ve ifade etme biçimidir. İmgeleme rüyaların ve hayallerin, anıların ve geçmiş yaşantının, planların, projeksiyonların ve olasılıkların bir yansımasıdır. O; sanatların, duyguların ve en önemlisi de daha derinlerdeki benliğinizin dilidir.

 İmajinasyon iç dünyanıza açılan bir penceredir. Düşüncelerinizi, hislerinizi ve yorumlarınızı gösterir. Ancak pencere olmasının ötesinde de bir anlam taşır. Yaşamınızı yönlendirebilen ve sağlık durumunuza şekil verebilen bilinçdışı çarpıklıklardan kurtulmanızı sağlar ve bu anlamda bir dönüşüm aracıdır. İmajinasyonun bu boyutunun kültürümüzde yeterince değerlendirildiğini söyleyemeyiz. İmajinasyonun daha çok düşsel, gerçek dışı ve kullanışsız olduğu düşünülmektedir. Okullarda okuma, yazma ve aritmetik eğitimi verilirken yaratıcılığa, sıra dışılığa ve kişilerarası ustalıklara hemen hiç tolerans gösterilmemektedir ya da bunlar açıkça engellenmektedir. Yetişkinler olarak bizler de genellikle yaratıcı düşüncelerimizle değil, görevlerimizi yerine getirmek suretiyle hayatımızı kazanırız. Toplumumuz pratik, faydalı ve gerçek olana öncelik verir. Bu değerler de kuşkusuz son derece önemlidir. Ancak insan gerçeğini, tıpkı çöllere yaşam veren bir ırmak gibi besleyen de imgelemedir.

 İmajinasyon olmasaydı insanlık çoktan ölmüş olurdu. Yeni potansiyelleri değerlendirebilme yeteneği yani imgeleme sayesinde ateş keşfedilmiş; silahlar yaratılmış; ekinler yetiştirilmiş; binalar inşa edilmiş; otomobiller, uçaklar, uzay mekikleri, televizyon ve bilgisayarlar icat edilmiştir. Doğanın sayısız tehdidinin üstesinden gelmemizi mümkün kılan kolektif imgelememiz, bir paradoks olarak günümüzde dünyamızı tehdit eden başlıca yaşamsal sorunların da kaynağıdır. Çevre kirliliği, doğal kaynakların tükenmesi, nükleer son tehdidi gibi sorunlarla yüzyüzeyiz. Yine de imgeleme, isteklerimizle birleştiğinde aynı sorunlar için en büyük çözüm umududur.

 İmgeleme ve Fizyolojik Değişim

 

İmgelemenin iyileştirici gücü, belki de en çok onun doğrudan fizyolojik etkileri aracılığıyla bilinmektedir. İmgeleme sayesinde bedensel fonksiyonlarınızın birçoğunda genellikle bilinçli bir etkiyle ulaşılamayacağı düşünülen değişimleri yaşama geçirebilirsiniz.

İşte size basit bir örnek: Parmağınızla burnunuza dokunun. Bunu nasıl başardınız? Belki de şaşıracaksınız ama bunu tam olarak hiç kimse bilemez. Bir nöroanatomist beyinde hareketi başlatan ilk sinirin bulunduğu noktayı bize söyleyebilir. Hareket uyaranını, beyinden hareketi gerçekleştirecek kaslara kadar ileten sinirlerin oluşturduğu zincir de belirlenebilir. Ancak burnunuza dokunmayı düşündükten o zincirdeki ilk hücrenin harekete geçmesine kadarki süreçte nelerin yaşandığını hiç kimse bilemez. Yalnızca o hareketi gerçekleştirmeye karar verirsiniz ve gerçekleştirirsiniz. Bunu nasıl yaptığınızı bilmeniz bile gerekmez.

 Şimdi de ağzınızı sulandırmayı deneyin. Muhtemelen bunun hiç de kolay olmadığını anlayacaksınız ve hatta gerçekleştiremeyeceksiniz. Çünkü tükürük salgılamak genellikle bilinçli kontrolümüzün dışındadır. Sinir sisteminin iradi hareketleri, düzenleyen kısmından farklı olarak belirlenir. Merkezi sinir sistemi, iradi hareketleri düzenler. Salgı ve normalde bilinçli kontrolümüzün dışında işleyen diğer fizyolojik fonksiyonlarımızı ise özerk sinir sistemi düzenler. Otonom sinir sistemi bizdeki “salgılamak” gibi alışılmış düşüncelere tepki vermeye hazır değildir. Ancak imgelemeye tepki verirler.

 Bir an için gevşeyin. Sapsarı ve sulu bir limonu kavradığınızı imgeleyin. Onun serinliğini ve sertliğini hissedin. Elinizle bir tartın. Ortadan ikiye kestiğinizi ve suyunu bir bardağın içine sıktığınızı imgeleyin. Bardağın içine limonun etli kısmından da birkaç parça ve birkaç çekirdek de düşebilir. Bardağı dudaklarınıza götürdüğünüzü ve ekşi limon suyundan bir yudum aldığınızı imgeleyin. Ağzınızın içinde dolaştırın, ekşiliğini tadın ve yutun.

 Ağzınız nihayet sulandı mı? Dudaklarınızı büzdünüz mü ya da yüzünüzü ekşittiniz mi? Bunu yapabilmeniz, limon suyunu imgelemeniz sonucunda özerk sinir sisteminizin harekete geçtiğini gösterir. Limon suyunu içtiğinizi düşünmek için muhtemelen çok fazla zamana ihtiyacınız olmaz. Bununla birlikte benzer bir mekanizmayla alışkanlık olarak düşündüklerinizin de bedeniniz üzerinde önemli etkileri olabilecektir. Zihniniz tehlike fikriyle dolup taşıyorsa, sinir sisteminiz stres tepkisini harekete geçirir; uyarılırsınız ve geriliminiz artar. Böylece sizi o tehlike ile karşılaşmaya hazırlar. Oysa sakin ve huzur dolu sahneler imgelerseniz, “tehlike geçti” işaretini verir ve bedeniniz gevşer.

 Biyofeedback, hipnoz ve meditasyon üzerine yapılan araştırmalar, insanın kendi kendini düzenleme kapasitesinin oldukça yüksek olduğunu göstermiştir. Gevşemişken gerçekleştirilen ve belirli bir noktaya odaklanan imgeleme, tüm bu yaklaşımlardaki ortak motiftir. Çeşitli imgeleme türlerinin kalp atışlarını, kan basıncını, solunumu, alınan oksijen miktarı ve verilen karbon diyoksit miktarını, beyin dalgalarının ritmini ve motiflerini, derinin elektriksel karakteristiklerini, lokal kan akışını ve ısıyı, mide ve bağırsakların reaksiyonlarını ve salgılarını, cinsel tahriki, kandaki sinirsel iticileri ve değişik hormonların düzeylerini, bağışıklık sisteminin işleyişini etkilediği görülmüştür. (1) Tüm bunlar imgelemenin, bedenin temel kontrol sistemlerini etkileyebildiği anlamına gelir. İmgelemenin iyileştirici potansiyelleri, fizyoloji üzerindeki basit etkilerinin çok ötesindedir.

 Geniş Bağlamda İyileşmede İmgeleme