Astroloji, Tarih ve Tekerrür

Astroloji, Tarih ve Tekerrür

Astrologlar, gezegenlerin Güneş etrafında tekrarlayan dönüşlerini gözlemleyerek ve Dünya üzerindeki olaylarla bu döngüleri arasındaki ilişkileri ve tarihsel döngüleri araştırır. Tarihteki döngüleri öğrenmenin amacı, aynı hatalara ve tuzaklara tekrar düşmemizi engelleyebileceğidüşünülmesidir. İlerlemekte olduğumuz dönemin benzerlerinin tarihte daha öncede tekrarlamış olduğunu bilimsel teoriler bize gösteriyor olduğuna göre, şimdiöncelikli amaç tekerrürlerin zamanlamasını yapmak ve bu kez nasıl farklılıklaroluşacağını saptamaya çalışmak olmalıdır. Bir sözü her zaman çok değerlibulmuşumdur “Geçmişini bilmeyen, geleceğini bilemez”. Öyleyse işin bunoktasında mutlaka astroloji de sahnede olmalıdır!

 

Tarihsel perspektiften bakıldığında, tümgezegensel döngülerin önemi olmakla birlikte, kolektif yaşam açısından Satürn,Uranüs ve Plüton’un içinde yer aldığı üç döngü en önemli ve etkili olanlarıdır.Bu gezegenlerin birbiriyle irtibatları, yani döngüleri, insanoğlunun toplum vekültür içindeki evrimiyle, kolektif yaşam ile ilgili değişimlerin, gelişmelerinhabercisidirler. Astrolog Bill Herbst, bu üç gezegenin döngülerini birer çalarsaat gibi görür. Herbst’e göre bu üç saatin alarmları çok sesli çalar ve bizikolektif uykumuzdan uyandırarak, değişim zamanlarını haber verirler. Tüm bualarmlar aynı anda çaldığında ise, insanlığın ve medeniyetin çalkantılı birdeğişim döneme gireceğini ve uç noktalarda değişimin ve evrimsel gelişiminkaçınılmaz olduğunu haber verirler. Gezegensel döngüler, bizim neslimizinyaşayacağı önemli bir evrimsel dönemecin eşiğinde olduğumuzu işaret etmekte,alarm zilleri çalmakta, önemli değişim zamanlarının yaklaşmakta olduğunu habervermektedir! 

 

Astroloji, uygarlığın en başlarındanitibaren, hatta belki de daha öncesinden itibaren toplumda majör roloynamıştır. Etkileri dünyanın her yerinde görülebilir. Dünyevi olaylarıöngörmeyi ve bireysel kaderi analiz etmeyi amaç edinen horoskop astrolojisimilattan çok önceki yıllarda Mezopotamya’da ortaya çıkmıştır. Başlangıçta,sadece krallığı etkileyebilecek kehanetler için göklerin basitçeincelenmesinden ibaretti. Bu kehanet gözlemleri genellikle doğru astronomikfenomenlerle iç içe geçirilmiş hava fenomenlerini içeriyordu. Mezopotamyalılar,özellikle de Babiller fenomenleri gözlemlediler ve listeler derlediler. Sonuçolarak da gezegenlerin gözlemlenmiş yinelemelerine dayanarak, gelecekteherhangi bir zamanda gezegenlerin pozisyonlarını mantık sınırları dahilindedoğru biçimde tahmin edecekleri bir noktaya ulaştılar. Bu istatistikselderlemeler, bugün de Dünya Astrolojisi’nin temel mantığını oluşturmaktadır.Astroloji, geçmişe bakarak, geleceğin anlaşılabilmesi için uygulanan önemliistatistiksel yöntemlerden biridir. Astrolojinin uygulanma amacı, felaketsenaryoları üretmek değil, olası olumsuzluklara karşı uyarmaktır!

 

TarihselDöngüler

Tarih tekerrürden ibarettir derler. Okuldahepimiz kronolojik takvimler sayesinde belli zaman aralıklarında benzerolayların döngüler halinde tekrar ettiğini öğrendik. Şüphesiz buöğrendiklerimiz sadece genel kültürümüz gelişsin diye değildi. Tarihin genişkalıplarını öğrenmek, geçmişte yaşanan durumlarla tekrar karşılaştığımızda bizibilinçli tutabilir. Hatta belki de aynı tuzaklara tekrar düşmemiziengelleyebilir. Kadere çok inanmakla birlikte, bizim irademizle verdiğimiztepkilerin ve yaklaşımların da önemli bir anlamı olduğunu düşünüyorum. 

Madem ki tarih döngülerden ibarettir, ozaman yaşanan olayları düz çizgiler halinde alt alta yazmaktansa, daireleriçerisinde işaretleyebiliriz. Aslında, bu tam da astrologların yaptığı şeydir!Gerçek astrologlar Dünya üzerindeki olaylar arasındaki ilişkiyi ve gezegenlerinGüneş etrafında tekrarlayan dönüşlerini gözlemleyerek bu döngüleri araştırır.Çağlar boyunca türlü kriz dönemlerinde kozmik perspektiflerini almak üzereastrologlara danışılmıştır. 

Konuya yabancı olanlar için astrolojininnasıl çalıştığını birkaç temel prensibe bakarak açıklamak yerinde olacaktır.Gezegenimizin bir turu yaklaşık 365 gün sürer yani eğer dünyayı güneşsistemimizin merkezine koyacak olursak sanki Güneş’in dünyamız etrafında dönüşü365 gün sürüyor gibi görünür. Benzer şekilde diğer gezegenlerin de kendidöngüleri vardır. Dünyadan bakıldığında gezegenler ileri hareket ettikleri gibikimi zamanlarda da geriliyormuş gibi görünür. Dış gezegenler bir turunuyaklaşık 2 yıl (Mars) ile 248 yıl (Plüton) arasında tamamlar. Bu gezegenlerinhangi burçta olduklarını, bu burcun hangi derecesinde olduklarını bilmekönemlidir. Özellikle döngüleri uzun olan gezegenler olan Uranüs, Neptün vePlüton bulundukları burçlarda uzun dönem kaldıklarından, tarihte daha öncefilanca burçta bulundukları zamanlarda ortaya çıkan olayları bilirsek,zamanımıza yakın dönemde bu burçta bulunduklarında benzer etkilerin ortayaçıkacağını öngörebiliriz. Hatta dereceleri bile dikkate alabiliriz. Mesela 2009yılında Plüton Oğlak burcunun ilk üç derecesinde bulunacaktır. Bundan yaklaşık248 yıl önce Oğlak burcunun aynı derecelerinde hareket ettiği zamanlardadünyada yaşananlar bizim için önemli bir örnek oluşturacaktır. Daha yakındönemler için Satürn’ün bulunduğu burç ve dereceler üzerinde çalışabiliriz.Çünkü Satürn döngüleri yaklaşık 30 yıldır. 

Şüphesiz ideal tahminlerde bulunmak içintek başına bir gezegenin konumunun bilinmesi resmin tamamını görebilmek içinyeterli olmayacaktır. Global önemi olan olayların öngörülmesi konusunda ikiveya daha fazla sayıda gezegenin birlikte etkileşimine bakmamız daha isabetlitahminler getirecektir. Başlangıç için ikili döngüleri ele alabiliriz. İkigezegenin birlikte döngüsü saatin akreple yelkovanı gibi işler. İki gezegeniZodyak’ın aynı derecesinde, bir arada düşünelim. Yani saat tam 12:00 konumundaolsunlar. Yukarıda bahsettiğimiz gibi, gezegenlerin Güneş etrafında dönüşhızları birbirinden farklıdır. Bir gezegen diğerinden daha hızlıilerleyeceğinden bu iki gezegen saat tam 12:00 konumundan itibarenbirbirlerinden ayrılmaya başlayacaklardır. Dünyadan gözlemlenen bir gezegendöngüsü esnasında, o gezegen diğer gezegenlerin her biriyle belirli dizilimler yada geometrik ilişkilere girip çıkar. Bu ilişkilere “açılar”denir. Örneğin saat 12:15 olduğunda, buiki gezegen birbirlerine 90 derece açıda olacaklardır. Saat 12:30 olduğunda, buiki gezegen birbirlerine 180 derece açıda olacaklardır. Bu arada yelkovan ilerlemekteyken,akrebin de 12.00’deki konumundan yavaşça 13:00 konumuna kaymaya başlayacaktır.Saat 12:45’i biraz geçiyor olduğunda, bu iki gezegen birbirlerine yaklaşık 90derece açıda olacaktır. Zira akrep saat 13.00 konumuna daha yaklaşmıştır.Derken saat 13.05 olduğunda, bu iki akreple yelkovanın üst üste gelmişoldukları gibi bu iki gezegen de tekrar aynı hizaya gelecektir. Bir önceki üstüste geldikleri başlangıç noktasını örneğin Oğlak burcunda tanımlarsak, bu kezbir sonraki burçta yani Kova’da üst üste gelecekler, astrolojik olarak kavuşumyapacaklardır. Şimdi bu ikisinden akrep olanı Güneş, yelkovan olanı Ay gibidüşünelim. Bu ikisi Zodyak’ın bir burcunda kavuşum yaptıktan bir döngü sonra,Zodyak’ın bir sonraki burcunda kavuşum yaparlar. Biz buna yeniay deriz. Diğergezegenler arasındaki döngüleri de bu ikilinin döngülerine benzetebiliriz. 

Gezegenlerin açı oluşturması, belirli birortak aktivasyona ve etkileşime denk düşen gezegensel arketipleri gösterir.Başka bir deyişle, iki gezegen belirli bir geometrik ilişkiye girdiğindebunlara denk düşen iki arketipin insan ilişkilerine artan dinamik etkileşimlerve ifadeler şeklinde yansıdığı gözlemlenir. Dünya Astrolojisi’nde en etkiliolarak kabul edilen ve olay bazında etkiler ortaya çıkardığı için önemsenenaçılar 90 derece (kare), 180 derece (karşıt) ve bu iki gezegenin kavuşumlarıdır(0 derece). Bu iki gezegenin döngüsü başladığından bir süre sonra, hızlıilerleyen gezegen diğerini yakalayacak ve aynı döngü tekrarlanacaktır. İkigezegen arasında en uzun döngü Neptün ile Plüton arasında yaşanır ve birdöngünün tamamlanması 492 yıl sürer. 

 

Astrologlar, gezegenlerin Güneşetrafındaki bu tekrarlayan dönüşlerini gözlemler ve Dünya üzerindeki olaylarla,gelişmelerle karşılaştırır. Kolektif yaşam açısından Satürn, Uranüs, Neptün vePlüton’un ikili döngüleri en önemli ve etkili olanlarıdır. Bu gezegenlerindöngüleri insanoğlunun toplum ve kültür içindeki evrimiyle, kolektif yaşam ileilgili değişimlerin, gelişmelerin habercisidirler. 

 

JenerasyonGezegenleri

 

Gözle görülebilir gezegenlerin ötesindeolan Uranüs, Neptün ve Plüton geçiş yapmakta oldukları burçlarda uzun zamankaldıklarından ve bu burçlarda sembolize ettikleri kavramlar ve değerlerin,kuşakların genel karakteristik özelliklerini ifade etmesi yüzünde bunlarajenerasyon gezegenleri denmiştir. Uranüs 18. yüzyılda, Neptün 19. yüzyılda vePlüton 20. yüzyılda keşfedilmiştir. Bu gezegenlerin keşifleri insanlığınbilincinde hızlı bir gelişime ve yeni niteliklerin radikal biçimde ortayaçıkmasına denk düşmektedir. Bu gezegenlerin atfedildikleri arketipselnitelikleri, keşfedildikleri dönemlerde gerçekleşen temel tarihi olaylarda,kolektif dinamiklerde ve kültürel akımlarda gözlemleyebiliriz. Bir gezegeninkeşfi ile o gezegene ait eğilimlerin ön plana çıkışı aynı zamana rastlar.

 

Uranüs’ün keşfedildiği 1780’li yıllarda,özgürlüklerin ön plana çıktığını, sömürgelerin sona erdirildiğini görüyoruz.Fransız ihtilali de Uranüs’ün keşfi civarına rastlar. Bu ihtilal sonucu bütündünyada feodal rejime karşı ayaklanmalar gerçekleşmiştir. Bu yüzden Uranüsözgürlükçülüğüyle, asiliğiyle ve otoriteye başkaldıran özelliği ile tanınır.Buaynı zamanda insanların yeni arayışlar içerisinde olduğu dönemdi. 

 

Neptün’ün keşfedildiği 1860’lı yıllarda,spiritüalizmin ön plana çıktığını görürüz. Neptün yüksek bilincin kaynağıylaaramızda bağlantı sağlayan kozmik anten gibidir. Tıpta ilk narkoz kullanımıyaklaşık bu tarihlere denk gelir. Uyuşturucu kullanımında da artış görülmüştür.Bunlar Neptün doğasında arketiplerdir. Neptün illüzyon ve hayal gücüyleilişkilendirilir. Ne ilginçtir ki sinemanın ortaya çıkışı da tam bu dönemerastlar. 

 

Plüton 1930’lu yıllarda bulunduğu zaman,gangsterlik almış yürümüştü. Yer altı dünyasının karanlık adamları güç ve paraiçin insanları öldürüyor; çalıp çırpıyorlardı. Hitler bu gelişen güçlerin ençarpıcı örneğidir. Atom bombasının yapımında Plütonyum kullanılmıştı. Bu yüzdenPlüton patlayıcı etkilerle bağdaştırılır. Bu aynı zamanda dünyanın krizdeolduğu, önemli bir değişim, dönüşüm yaşanan bir dönemdi. Bu yüzden Plütondönüşüm yaratan krizlerle ilişkilendirilir. 

 

Arketip OlarakGezegenler ve Burçlar

Bir tür ilkel atavi imajlar olarakadlandırabileceğimiz arketipler, kolektif bilinçaltının içerikleridir.Plato’nundevrinden beri dağarcığımızda yer almışlar, Jung’la birlikte modern dönemdebilinç haritasına oturmuşlardır.Arketipsel perspektifin ilk formları,mitolojidetanrısallaştırılmış figürlerle ve eski mitlerin anlatılarında gök cisimleri ileilinti kurularak, insan hayal gücünün bir ürünü olarak karşımıza çıkmaktadır.

 

Platon’a göre arketipler, dünyaya kendiform ve anlamlarını veren, ama deneysel dünya sınırlarını da aşan ebedievrensel idealardır.Platon’un öğrencisi olan Aristo ise, bu evrensel formlarkonseptine deneyci bir yaklaşım getirmiş, rasyonel temeller üzerine oturtmuş,arketipleri yaşam süreci içerisinde kendini gösteren dinamik ve teolojikkarakterler olarak tanımlamıştır.  Yirminciyüzyılda psikolojinin gelişimiyle birlikte arketip konsepti, Nietzsche’leyeniden gündeme gelmiş, Freud’un ego, id ve süperego kavramları ortayaçıkmıştır. Jung, arketipleri, psişedeki tüm insan deneyimlerini vedavranışlarını yapılandıran otonom ezeli formlar olarak tanımlamıştır.Postmodern dönemde arketipler, sadece psikoloji alanında değil, antropoloji,mitoloji, dini çalışmalar, bilim felsefesi, dilbilim analizleri, fenomenoloji,felsefe süreci ve feminist ilimler alanlarında da kullanılmıştır. Arketiplerüzerine yapılan çalışmalar, insan zihnini ve algısını şekillendirenparadigmaların, sembollerin ve metaforların rollerini anlamada ilerlemelersağlanmasına katkıda bulunmuştur.

 

Jung’a göre arketipler, insandeneyimlerinin formlarını yönetirler ve “kollektif bilinçaltı”nı oluştururlar.Böylelikle arketipleri, bilinçte ortak payda sağlayan birer sembol olarakgörebiliriz. Astrolojide gezegenler de, birer sembol olarak kullanılırlar. Eskidönemlerden bu yanaarketipler, gezegenlerin sembolik anlamlarının yanı sıra,onların gökyüzündeki hareketleri ile ve mitolojik karşılıkları ile debağdaşlaştırılmışlardır.Astrolojik perspektife göre arketipler, hem tarihselhem de kavramsal olarak arketipsel yapılara, öykülere ve mitolojidekikarakterlere bağlıdır.Astrologlarınkadim kaynaklara dayanan görüşleri, temeldedeneyselliğe dayanmaktadır. Bu deneyselliğe mitolojik ve arketipsel perspektifedayanarak bir bağlam kazandırılır.Bu perspektifte, gezegenler arasıkorelasyonlar önem kazanır. Kadim bilgeler “göklerde olanın yerde de olduğunu”söylemişlerdir. Böylelikle gezegensel arketipleri ve onların korelasyonlarını, kozmozundoğasından kaynaklanan, ama aynı zamanda insan psişesinin prensiplerinioluşturan formlar olarak görebiliriz. Yani gezegensel arketipler, realiteninzorunlu prensiplerini ifade eden metafizik doğaya sahip oldukları kadar,psikolojik doğaya da sahiptirler ve insan olgusunun da katılımıyla belli birhal alırlar. Zira insanoğlu kozmozun bir tezahürü, yani mikrokozmoz olarakyaratıcı güce ve zihne sahiptir.

 

Astrolog Robert Zoller’e göre arketipler,fiziksel yaradılışın ve insanların arasındaki ahlaki ilişkileri düzenleyenkalıpların temelidirler.Zodyak’ın 12 burcu “İlahi İrade”nin on iki farklı etkialanını gösterir. Zodyak burçlarının faaliyetleri, ilahi iradenin belirliformlara odaklanmasıyla ilişkilidir. Bu nedenle, her bir Zodyak burcununfaaliyetinden bahsederken, bu formların oluşumundan bahsetmiş oluruz. Zodyakulvi ve ruhsal güçlerin göstergesi değildir. Daha ziyade, dünyadaki varlıklarıve formları şekillendiren dünyevi ve maddi etkilerin göstergesidir. Örneğininisiyatif almak, amaçları doğrultusunda girişken olmak Koç; çalışma azmi ve deyöntemler, araçlar ve değerler hakkında bilgi sahibi olma (Boğa); kişinininsanlara sunabileceklerini tanıtması, yaptıklarının maliyetini ve buhizmetlerin nasıl temin edilebileceğini anlatması (İkizler), çalışanlarınaailesi gibi davranması (Yengeç), otomatik olarak lider, patron, otorite, babakonumunda olması (Aslan), bu şekilde topluma bir hizmet sağlaması (Başak),diğer insanlarla iletişime geçmesi (Terazi), ilişkilerini ilerletmesi ve işortaklığı yapması (Akrep), ahlakını ve hayat felsefesini ortaya koyması (Yay),maddi alanda başarılı olması (Oğlak), toplumu düzenleyen kuralları öğrenmesi(Kova) ve son olarak, tüm bunların geçip gitmesine izin vermesi (Balık)prensiplerini oluşturur. 

 

Astrolojideki gezegen sembolleri,insanoğlunun deneyimleri içindeki arketipsel fonksiyonları gösterir. Hergezegenin farklı bir düzeyde anlamı vardır. Bu anlamlar bireysel ve sosyalkavramlarla özdeşleştirilir. Ortaya çıkan olayların gerek bireylerin, gereksetoplumların psikolojik, politik, ekonomik ve ruhsal bazda yarattığı etkilerüzerinde araştırmalar yapılarak, bunlar gezegensel ve burçsal arketiplerlekarşılaştırılır.

 

Bu kitap içerisinde üç gezegenindöngülerine ağırlık verilecektir. Bunlar Satürn, Uranüs ve Plüton’dur. Toplumve kültür içinde Satürn otoriteyi ve geleneği, kurulu düzeni, statükoyu ve hiyerarşiyi ifade eder.Yavaş, tedbirli ve değişime karşı dirençlidir. Güven duyulan şeylere önemverilir. Yenilikçilik ise şüphe ile karşılanır. Uranüs sıradan kurallara uymamayı, geleneklerekarşı çıkmayı, hiyerarşik düzeni ve statükoyu inkar etmeyi temsil eder.Beklenmedik şeyleri ifade eder, şoklar ve devrimlerle değişimi beraberindegetirir. Plüton toptan değişimi ifade eder. Eskiyi tamamen ortadan kaldırarak yeni için yeraçan dönüştürücü bir güçtür. Bilinçsiz baskılarla ortaya çıkan ancak sonrasındabilinçli hale gelen kitlesel sosyal hareketleri ifade eder. Plüton aynı zamandaenerjinin maddeye, maddenin enerjiye dönüşümünü sağlayan enerjidir.